30 Mayıs 2017
Hüseyin Gülerce
köşe yazarı, öğretmen, kitap yazarı. Star Gazetesi'nde yayın hayatına devam etmektedir.
ALINTI YAZAR

Fetullahçı Terör Örgütü, Türkiye’de darbe üstüne darbe yedikçe, F. Gülen, kendisine puta tapar gibi tapanlara umut zehri aşılamaya devam ediyor. Bir taktik olarak hiçbir şey olmamış, 15 Temmuz darbe girişimini yapanlar kendisinden talimat almamış gibi davranıyor.

Üç çeşit FETÖ umut zehri var.

Bir, “Siz peygamberlerin yolundan gidiyorsunuz. Sizin başınıza gelen sıkıntılar her peygamberin başına geldi. Dayanın, kaçın, teslim olmayın. Mahkemelerde yalan söyleyin, inkâr edin, masal anlatın...”

İki, AK Parti hükümeti yakında yıkılacak diye durmadan tarih verdiler. FETÖ elebaşının Pensilvanya’dan en son söylediği 16 Nisan’dı. “Hayır çıkacak Erdoğan bitecek” dediler. Şimdi de “Ramazan Bayramı’nda bütün cezaevlerindekiler evlerinde olacak, çifte bayram yapacaklar” diyorlar.

Üçüncü zehir daha çok yurt dışında veriliyor. “Batı bizimle, ABD ve Avrupa Birliği bize sahip çıkıyor” diyorlar. FETÖ'perestler tabanda, Haçlı zihniyetinin, Batı istihbarat servislerinin kendilerini kullandığını değil de, özgürlükler ve demokrasi adına kendilerine sahip çıkıldığı algısını oluşturuyorlar. Gerçekten de Almanya başta olmak üzere 15 Temmuz darbesinden sonra kaçan FETÖ’cüler, NATO’daki subaylar Avrupa tarafından mülteci olarak kabul görüyor. Yunanistan helikopterle kaçan darbecileri iade etmiyor. ABD yönetimi ayak sürüyor, senatörler FETÖ’yü değil Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı suçluyor.

Şüphesiz bu durum, üçüncü zehrin tesirini artırıyor.

Batı, kendisine yakışanı yapıyor. Üzüldüğümüz nokta Müslüman ülkelerin FETÖ ile mücadeleyi ağırdan alması. Cumhurbaşkanımız her seyahatinde uzun uzadıya FETÖ’nün bir ülke ve devlet için ne kadar tehlikeli olduğunu belgeleriyle anlatıyor. Buna rağmen bilhassa Türk Cumhuriyetlerinde ve Balkanlardaki Müslüman ülkelerde beklenen hamle bir türlü gelmiyor.

Üstelik 57 ülkeyi bünyesinde üye olarak barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 15 Temmuz gecesi Türkiye'de kalkıştığı hain darbe girişiminden 3 ay sonra aldığı kararla FETÖ'yü terör örgütü ilan ettiğini açıklamıştı.

Mücadelenin gecikmesinin en önemli sebebi, FETÖ’nün en az 20 yıldır Türk Cumhuriyetlerinde, Müslüman Balkan ülkelerinde çok ciddi çalışma yapmasıdır. Bu ülkelere ilk gidenler olmaları avantajı ile ülke idarecilerinin, büyük işadamlarının ve etkili kişilerin çocuklarına el attılar. Açılan okullarda tamamen Türkiye’deki gibi küçük yaşta hipnoz edilen gençler bugün ülkelerinde en etkili makamlarda, yönetici koltuklarında ve ülke ekonomisinin kilit noktalarındadır. Bu ülkelerde de telefon dinlemeleri, gizli kayıtlar, şantajlar, rüşvetler, kumpaslar mutlaka etkili olmuştur. Bugün ülke idarecileri Türkiye’ye resmen bir şeyler söyleseler de yönetim kademelerinde büyük direnç gösteriliyor. Nasıl ülkemizde emniyet, yargı, bürokrasi, silahlı kuvvetlerde organize bir yapı kuruldu ise aynısı, bu ülkelerde de var.

Ancak bu olumsuz tabloya rağmen yeni yeni FETÖ ile mücadele adımları atılmaya başlandı.

Arnavutluk makamları, 15 Temmuz'daki darbe girişimine karışan ve bu ülkede saklandıklarından şüphe edilenlere karşı soruşturma başlatıyor.

Bu konudaki açıklama, 15 Temmuz sonrasında Balkanları "üs" olarak seçen örgüt üyelerini paniklettiği gibi Kosova, Makedonya ve Bosna Hersek’teki FETÖ yapılanmasının tasfiyesi için de tetikleyici olabilir.

FETÖ, bu ülkelerdeki çemberin daralması üzerine ellerindeki okul ve üniversiteleri yabancılara ya da o ülkede çok güvendikleri insanlara devrediyor. Bosna Sema Eğitim Kurumlarının, merkezi ABD'de bulunan'US Global Invest LLC'şirketine satılması bunun örneklerinden biri...

Gülen kıstırıldı

18 Mayıs 2017

Acımak mı, kime?

12 Mayıs 2017