30 Mayıs 2017
Nuh Albayrak
Türk yazar ve gazeteci. Star Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir.
ALINTI YAZAR

Siz bu satırları okurken biz de Allah izin verirse; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkemizi temsil edeceği NATO Zirvesi’nde olacağız.

Bu gezi, batı kaynaklı; “Hayır çıkacak, Erdoğan bitecek” algı operasyonlarını yerle bir eden 16 Nisan zaferinin hemen peşinden başlayan, “Evet, nerede kalmıştık” turunun son durağıdır. Ve her biri ayrı stratejik öneme haizdir.

Özellikle ABD gezisi, muhatabı ve muhtevası açısından en çok konuştuğumuz gezi oldu.

Sayın Erdoğan’ın, “Virgül değil, nokta koymaya gidiyoruz” açıklaması geziyi çok daha önemli hale getirdi.

Nitekim ABD tarafının “Taktiksel ve geçici bir destek” ifadesi dışında tatmin edici bir açıklama getiremediği PYD terör örgütünü destekleme ısrarı karşısında, Sayın Erdoğan Türkiye’nin olmazsa olmazlarını net ve çarpıcı ifadelerle dile getirdi.

Yüzeysel değerlendirmelerin aksine, bu kararlı duruş gerçekten “nokta” koymaktır.

Zira, Türkiye’nin; daha önce ilan ettiği yeni güvenlik doktrinini PYD’ye de aynen DEAŞ’a olduğu gibi uygulayabilmesi, şu ortamda ABD karşısındaki en büyük diplomatik zaferi demektir.

Şimdi sıra Avrupa’da

Hareketli gündemimizden dolayı fazla gündem oluşturmadı ama bence ABD gezisinden daha kapsamlı ve daha belirleyici bir geziye çıkıyoruz.

Çünkü, savunmamızı güçlendirmesi için girdiğimiz ama tam aksine, her dönemde darbecilere verdiği destek ile gündeme gelen NATO hakkında söyleyecek çok şeyimiz var.

Ayrıca ev sahibi Avrupa ile de 15 Temmuz’dan kalan ve 16 Nisan öncesinde iyice kabaran bir hesabımız var.

Her iki süreçte de yanlış yerde durdular.

Hem 15 Temmuz işgal teşebbüsünün tam göbeğinde yer aldılar, hem de 16 Nisan öncesinde, iç işimiz olan referanduma bodoslama müdahil olarak, “Hayır” için kendilerini paraladılar.

Sonuçtan çok emin oldukları(!) için de “sonra Türkiye’nin yüzüne nasıl bakarız” diye düşünme ihtiyacı duymadılar; her şeyi kırıp döktüler.

Ama hesapları tutmadı, hain müttefikleri FETÖ ellerinde patladı.

Kurtulmaya çalıştıkları Erdoğan, şimdi çok daha güçlü bir biçimde karşılarına dikildi.

Gerçi onlar 60 yıldır yaptıkları gibi, “Birkaç ‘fasıl’ dinletir, bir-iki söz verir yine hiçbir şey olmamış gibi kapıda bekletmeye devam ederiz” diye düşünüyorlar ama artık “virgül” ile yetinmeyeceğimizi, “nokta” koymadan dönmeyeceğimizi görecekler.

Yerini onlar belirleyecek

Bizim bazı sivri akıllılar bu “nokta” meselesini çok yanlış anlıyor, AB (veya ABD) ile bütün ilişkileri kesmekten bahsettiğimizi zannederek alakasız yorumlar yapıyorlar.

Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuyu Pazar günkü AK Parti Kongresi’nde, son derece açık ve net biçimde tekrar dile getirdi.

Hatırlatmamız gerekirse Erdoğan, “AB'nin, ülkemizin onurunu hiçe sayan ikiyüzlü tavrına artık daha fazla tahammül etmek zorunda değiliz. AB ya bize verdiği sözleri tutar ya da herkes kendi bildiğini yapar. Bizim tercihimiz her şeye rağmen yolumuza AB ile devam etmektir. Burada kararı verecek olan AB'dir" dedi.

Görüldüğü gibi, şimdiye kadar sürdürdükleri oyalama ve sömürgeci tavırlarına “nokta” koyup, dürüst bir ilişki sürecini başlatmak da onların elinde, “Sepeti koluna, herkes yoluna” anlamına gelen “son nokta”yı koymak da…

Ama bu sefer AB ile de bir “nokta“ konacak.

Hepimiz suçluyuz

22 Mart 2017