24 Temmuz 2017
Serdar Tuncer
Türk televizyon programcısı ve şair. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

Anlamıyorlar!

20 Temmuz 2017

İki şeyi anlamıyorlar. Birincisi şu: Mesele Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil. İkincisi: Derdimiz CHP ve temsil etme derdinde oldukları değerler manzumesi değil.

Kimler anlamıyor diyeceksiniz? Birincisini FETÖ ve onu maşa olarak kullananlar anlamıyor. FETÖ anlamıyor diyorum zira başlarına gelen her şeyi Erdoğan’dan biliyorlar. “Biz nerede yanlış yaptık, ne hata ettik ki bütün bunlar bizim başımıza geldi” diye hiç sormuyorlar. Her zamanki kibirleri ile tek doğru yolun kendilerininki olduğuna inanmışlar, sanırsın ki onlardan başka herkes gaflet ve dalalet içinde. Kendileri dışında kalan herkesin İslam’ı yorumlayıp yaşama biçiminden tutun, ülkenin en hayati meselelerine kadar her konuda onlar haklı, geri kalan herkes yanlış yolda ve hatalı. Taban, orta, tavan ayrımı yapmadan söylüyorum bunu. Maalesef hâlâ böyle düşünen pek çok müptezel var bu örgütün mensup ve sempatizanları içinde. Adam olmadığını bilmeyenin kendisini “Hero” zannedişini hatırlayıverin. Bunlara sorarsanız: Erdoğan diktatör, 15 Temmuz naylon darbe, ülke batıyor; onlar ise bu ülkenin gerçek sahipleri, hizmeti bütün dünyaya yaymaya çalışan adanmışlar ordusu, bu günler geçecek, bahar yakında, civcivler çıkacak, rüyalar tamam, muştular yakın, filan feşmekân...

İnlerine girilmesinin, milletin gözünde üç kuruşluk itibarları kalmayışının,  asr-ı saadetten bu yana İslam dünyasının yaşadığı en büyük fitnelerden birisinin müsebbibi olmalarının, ümmetin gözbebeği ve umudu olan Türkiye’ye savaş zamanında düşmanın bile yapmayacağı bir alçaklıkla her şeyi göze alarak, iç savaştan işgale kadar uzanabilecek neticeler doğuracağını bile bile ihanet edebilmelerinin yegâne sebebi Tayyip Erdoğan(!) Bu hale dönüşmelerinin sebebini Erdoğan zannedince, başlarına gelen sonuçtan da onu sorumlu tutuyorlar ve çuvallıyorlar. İnsan hiç olmazsa şunu soracak kadar akıl ve izan sahibi olur: “Yahu biz ne halt ettik ki Allah bir ‘uzun adam’ eliyle bizi bunca rezil ve perişan ediyor?”

Bu soruyu bir sorabilseler meselenin Erdoğan olmadığını anlayacaklar. Diyeceksiniz ki anlasalar ne olur, anlamasalar ne? Bu saatten sonra bir şey olmaz ama gel de bunu bunlara anlat. Zannediyorlar ki Erdoğan giderse her şey eskisi gibi olacak. Her fırsatta hâlâ bireysel namussuzluk, çapsız şovmenlik, tedbirli ihanet peşinde koşmaları bundan. Büyük yanılgı!

Bir asrı aşkın zamandır benzeri kişi ve yapıları en son da FETÖ’yü maşa olarak kullanmak suretiyle Türkiye’yi karıştırmaya çalışanların, ülkenin kendisine gelmesine tahammülü olmayanların anlamadıkları da aynı şey: Erdoğan giderse ülke yeniden eskisi gibi oyuncakları olur zannediyorlar.

Mesele bir adam meselesi değil artık. O adamın şahsiyetli ve vakur bir hal ile hasbî ve samimi şekilde diklenmeden dik duruşunun bir milleti silkeleyip kendisine getirdiğinin farkında değiller. Bu işlerin fâilinin Allah olduğunu, kul eliyle muradını tecelli ettirdiğini anlamalarını filan da beklemiyoruz zaten.

Ellerindeki tahta parçalarını havaya kaldırıp “gölgelerin gücü adına” diye bağıran, dört arkadaş bir araya geldiği vakit sokakların köşelerinde ‘voltran’ı oluşturan adamların çocuklarının, rüyalarında; “Hayme Ana kılıcımı getir” diye sayıkladıklarını ve artık üçü bir araya gelince mahalle aralarında ‘oba’ kurarak oynadıklarını fark etsinler kâfi!

Kendimizi gelişmekte olan 780 bin kilometrekarelik, mazisi bir asrı bulmayan, bir zamanlar diledikleri gibi at oynattıkları âciz bir ülkenin vatandaşı olarak değil; bin yıllık muazzam bir miras ve tasavvurun varisleri, en az on beş milyon kilometrekarelik bir gönül coğrafyasının sorumluları olarak tarif etmeye başladığımızdan haberleri olsun, yeter!

En zor zamanında; “Muhtar bile olamaz” denilen bir mazlum adamdan devletinin son çeyrek asrına damga vuran hakiki bir devlet başkanı çıkarmaya muktedir olan bu aziz millet ve daha önemlisi bunu murad eden sahib-i kudret, ihtiyaç olduğu anda binlerce Recep Tayyip Erdoğan çıkarmaya düne nispetle çok daha hazır, nâzır ve kâdirdir!

15 Temmuz 2017 akşamı Sayın Cumhurbaşkanı’nın dudaklarından dökülen ve söylediğimizin tam bir ispatçısı gibi duran en mühim cümle şudur:

“Biz, dirileri şerefli, ölüleri şanlı Türk milleti olarak coğrafyamızın, bölgemizin ve dünyanın geleceğine talibiz.”

Bu kadar açık, bu kadar net!

Biz bu iradeyi ortaya koyup bu cesaret ve iddiaya sahip olabiliyorsak, bu başımızda Recep Tayyip Erdoğan olduğu için değil; “Canımızı sıkmaya devam ederseniz başınıza seksen milyon Erdoğan’ı bela(!) edebilecek” potansiyele sahip olduğumuzu artık tam manasıyla ve emin bir mutlulukla idrak edebildiğimizdendir.

İkinci meseleye, yani derdimizin CHP ve temsil ettiği değerler olmadığını anlamayanlara gelecek olursak, onlardan kastım radikal lâik, aptalca seküler, ruh köklerimizle kavgalı, körü körüne Batıcı, ne idüğü belirsiz bir güruh. Bazen bir üniversitede yapılan 15 Temmuz şehitlerini anma programında okunan Kur’ân-ı Kerîm’e tahammül edemeyen bir dinozor olarak karşınıza çıkıyor bu tipler, bazen de ismine kurban olmak şuurundan ne kadar nasipsizse soyadındaki ‘altıoklar’a liyakatini ispat için alçalmaya o kadar müsait bir yönetmen kırıntısı olarak salakça bir cümle suretinde arz-ı endam ediyor.

İster yerli ve milli olmak diye tarif edin, ister bu toprağın ruh köklerine sonuna kadar sadık olmak diye ifade edin, isterseniz bir başka şekilde dillendirin, hiç fark etmez. İhtiyacımız olan şahsiyet budur ve bütün 15 Temmuz anma programlarında ismiyle müsemma olmanın izahını yapmak için Sayın Bahçeli’yi şükran ve hürmetle yâd edişimiz bundandır.

Herkesin her konuda aynı düşündüğü bir ülke olmak mümkün değil, buna hiç gerek de yok ve hatta farklı bakışlara ciddi ihtiyacımız var. İktidar partisinin varlığını memleket için sıkıntı olarak görenlere; “Asıl derdimiz doğru dürüst muhalefetten mahrum oluşumuz” derken işte bunu kast ediyoruz. Ülke meselelerine sağdan, soldan, aşağıdan, yukarıdan nereden baktığınız hiç önemli değil. Belki de o farklı bakış bizi bir yanlıştan kurtaracak. Gerekli! Ama bir şartla: Bakışın bu milletin evlatları gibi olsun; Anadolu ruhuyla mayala solculuğunu, memleket sevdasıyla harmanla bir başkasının hakkını müdafaa etme iddianı, Müslüman bir ülkede yaşadığını unutmadan yaşa ateizmini...

Yani benim dostum diyeceğim o ki; hangi partili olduğun, kim olduğun hiç önemli değil. Biz seni severiz, bağrımıza da basarız ve hatta ayakta alkışlarız; sen yeter ki git CHP Tunceli İl Başkanı Sayın Ali Rıza Güder gibi bir adam ol, yani PKK’nın şehit ettiği Necmettin Yılmaz için o konuşmayı o samimiyetle yapacak kadar bizden biri ol, biz ol!

Gerisi hiç dert değil!

Kavga başlıyor

13 Temmuz 2017

Allah unutturmuyor

29 Haziran 2017

Elveda...

22 Haziran 2017

Bir gönül arıyorum

8 Haziran 2017

Zangoç yeşili

1 Haziran 2017

Kendime nasihatler

25 Mayıs 2017

Daha fazlası

20 Nisan 2017

Son vesayet

13 Nisan 2017

Bekliyorum

23 Mart 2017

İnsan olmak

23 Şubat 2017

Ne için varım?

2 Şubat 2017