30 Mayıs 2017
Serdar Tuncer
Türk televizyon programcısı ve şair. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

Kendime nasihatler

25 Mayıs 2017

Nasihat etme, nasihat ol. Söylemeyi bırak eylemeye bak. Söz başkasına söylediğindir a benim canım, hâl kendine sustuğun. Kendine dinletemediğin güzelliği başkasına söylesen ne fayda? Eylediğin söylediğinle bir değilse, sözünü kulaklar işitir belki ama dinleyenlerin kalpleri meramına sağır olur. Öyle bir kemâlât sahibi ol ki, hâlini gören sağırlar senden nasihat alsın. Oldurmayı bırak olmaya bak!

2) Kendine beklediğin müsamahayı başkasına çok görme! İstediğin bir iş eksik yahut yanlış yapılınca, senden istendiği vakit eksik ve yanlış yaptığın işleri hatırla. İnsansın olur, insandır olur, hoş gör. Kulların senden bütün istediklerini tam yapacak kadar mükemmel olamazsın ama haydi diyelim ki öylesin; buna dayanıp da sakın başkasına cevr etme. Seni yaratanın senden istediği ama yapamadığın, eksik yaptığın işleri hatırla önce, sonra da senin isteğini yapamayanı yaratanın sen olmadığını. Seni yaratanın sana lütfettiği af ve merhameti, seni de yaratanın yarattıklarından esirgeme.

3) Saklanması gereken ayıpların varsa, başkasının ayıbını aşikâr etme. Bütün hatalarından kurtulsan, saklanması gerekecek bir tek kusurun kalmasa bile, bir başkasının hatasını aşikâr etmek ayıptır, yapma! Hazır cümle noksanlarından -olmaz ya- kurtulmuşken kendini durduk yere ayıp sahibi etme!

4) Anlattın anlamadı diye anlamayana kızma; niçin anlatamadım diye kendini sorgula. Sana her söyleneni hakkıyla anlayacağın güne kadar, hiç kimseden her söylediğini hakkıyla anlamasını bekleme. “Anlamak diye bir şey yoktur” diye başlayan bir cümlenin felsefesini yapmak diye bir şey var biliyorum. Ama şimdi onu boş ver, an gelip senin bile seni anlamadığını hatırla, kâfi!

5) Sevdiğin bir kimsedeki sevmediğin bir hâlin düzelmesi için gayret et ama insaflı ol. Kendinde görüp rahatsız olduğun, değiştirmek istediğin halde bir türlü değiştiremediklerin gelsin aklına, sabret, insaf et, dua et. Değiştirmenin kolay bir iş olmadığına senin değişemeyişinden daha büyük delil olur mu?

6) Kendi kusurlarıyla meşgul olmasına rağmen kâmil olamayan vardır ama elin kusurunu araştırarak kemâlâtı bulan yok, akıllı ol! Elin eğrisini görmekten kendini doğrultmaya vaktin kalmayacağına, kendini doğrultmakla meşgul olmaktan elde eğri görmeye hâlin kalmasın.

7) Yapılması gerektiğini bildiğin hâlde yapmadıkların, yapılmamasını bildiğin hâlde yaptıklarından anla ki; marifet bir şeyi bilmek değil onun gerektirdiği gibi olmak! Madem olamıyorsun, bilmekten vazgeç demem sana; bilakis madem biliyorsun, olmanın derdine düş. Yükü artırmayı bırak, kendini hafiflet. Bileni oldururlar diye bir kaide var mı bilmem ama olana bildirirler diye bir hakikat var, unutma!

8) Olmanın bilgisi kitaplarda vardır ama kendisi olanla hemhâl olmadan ele geçmez. Hâl sirayet eder demişler. Derdin ne ise, ona sahip olanlarla beraber ol ki derman bulasın. Eşkıya olmak istiyorsan evliya eşiğinde tüketme ömrünü, velayet derdine düşmüşsen kendi kalbine eşkıyalık eyleme! Kişi sevdiğinin kaderinden pay alır demişler, hemderdini öyle bir sev ki derman senin olmamaya utansın!

9) Buyurmuşlar ki; kahır ne lütuf ne, en ahmak insan bile bilir ancak kahır suretindeki lütfu, lütuf libasındaki kahrı bilmek yalnızca âriflerin kârıdır. Ârif olmaman tarife kulak vermene mani olmasın. Sana bir güzellik lütfedilince bir yandan hamd et, bir yandan da “El-Aman” de, “Aman Ya Rabbi! Bu işin neticesi bir kahır olmasın!” Başına bir kahır gelince de sabret; “Bu işle murad ettiğin hayra gönlümü şimdiden agâh kıl ya Rab, rıza ve tahammül gücü ver” diyerek istiğfar ile yalvar.

10) “Lâ fâile İllallah” sırrını tahkik ile bilmek istersen taklit ile yola düş. Her yola çıkan menzile varamaz belki ama unutma ki yola çıkmadan da menzile varılmaz. Ne sana edilen ihsanı kendi iyiliğinden bil, ne de edilen zulmü başkasının kötülüğünden. Cümle işlerini sebepler eliyle halk eden kudret, nice işlerine de sebep olarak kullarını vesile eyler. Kalbine serlevha yapmaya gücün yetmezse hiç olmazsa evinin duvarına asıver şu muazzam hakikati:

“Ne kahrı dest-i a'dâdan ne lütfu âşinâdan bil

Umûrun Hakk'a tefvîz et Cenâb-ı Kibriyâ'dan bil”

11) Tevazu dilin değil; kalbin amelidir. Mütevazı görünmekle tevazu sahibi olmak arasındaki farkı idrak et, mütevazı ol. Tevazu, çok şeyin varken hiçbir şeyin yokmuş gibi yapman değil; her şeyin var olsa bile hepsinin bir hiç olduğunu fark etmendir. Başkasına varı yok göstermek için takınılan tavır değil; kendi yokluğunu kendine hissettirmeden var bilmendir tevazu. İyi olduğunu başkasından gizlemek için dilin kurduğu cümleler değil; kötülerden olduğunu kendine ihtar için kalbinin sustuğu sözlerdir. Mücerret fikrin ötesinde tevazuunun tarifini mi arıyorsun, büyükler sözüne kulak ver: “Karşılaştığın herkesi kendinden daha iyi bilmendir.” Bildin ve bu sözün hakkını verdin diyelim, ârifler kalbinden süzülen şu hikmeti de unutma: “Fazla tevazu göstermek de kibirdendir. Çünkü kendinde bir varlık hisseden tevazu göstermeye çalışır. Hâlbuki mütevazı kimse kendinde bir varlık görmez ki tevazu göstersin.”

12) Olduğun yerin hakkını verebilmek gibi bir derdin varsa, ne gideceğin yeri unut ne geldiğin yeri hatırından çıkar. Ölmeden evvel ölemeyenlerin yaşadım diyemeyeceği şu dünyaya “yaşamaya geldim” zannını terk et ki ölmeye gitmediğini fark edebilesin.

13) Sahip olamadığın şeyi terk edemeyeceğini bildiğin kadar, terk edemediğin şeyin sahibi olamayacağını da bil. Sahip olamadığını terk etmek kuru bir iddia, terk etmediğine sahip oldum zannetmek koca bir vehimdir. Terk talimi berdevam…

14) Öğrenmek bitmiyor, bunu öğren. Ne kadar bilsen de sana hata yaptıracak bir bilmediğin çıkıveriyor karşına. İnsan hataları kendinde bir şeyin bilgisi eksik olduğu için değil; kendisini bilmediği için yapıyor, kendini bil, insan ol!

15) Ancak ifade ettiği güzelliği yaşayanın sözü bir başkasına tesir eder. Sen kalkmış kendine nasihat ediyorsun. Yaşıyorsan dile dökmeye ne hacet, yaşaya-bilmediğinden sana ne fayda var? Fiyakalı cümlelerle kendine nasihat etmeyi bırak, sükûtu ile nasihat olanın önünde diz kır; insan ancak bir insanla “bir” olmakla insan olur!

Daha fazlası

20 Nisan 2017

Son vesayet

13 Nisan 2017

Bekliyorum

23 Mart 2017

İnsan olmak

23 Şubat 2017

Ne için varım?

2 Şubat 2017