herseybusepette
Lalegül TV

15 Aralık 2018, Cumartesi

Doğru Haberin Yeni Adresi

Hans’tan Alman İslâmı dayatması

Almanya’da yapılan İslam tartışmalarının tarihi çok uzun olsa da, 2010 yılında dönemin cumhurbaşkanı Christian Wulff’un “İslam Almanya’nın bir parçasıdır” açıklamasıyla tartışmalar yoğunluk kazanmıştı. Son haftalarda Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) mensubu İçişleri Bakanı Seehofer’in “İslam Almanya’nın bir parçası değildir” sözüyle tartışmalar yeniden alevlendi.

Hans’tan Alman İslâmı dayatması

Almanya’da yapılan İslam tartışmalarının tarihi çok uzun olsa da, 2010 yılında dönemin cumhurbaşkanı Christian Wulff’un “İslam Almanya’nın bir parçasıdır” açıklamasıyla tartışmalar yoğunluk kazanmıştı. Son haftalarda Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) mensubu İçişleri Bakanı Seehofer’in “İslam Almanya’nın bir parçası değildir” sözüyle tartışmalar yeniden alevlendi. Merkel, birlik partisi ortağının bu ifadesini reddetmiş ve “İslam Almanya’ya aittir” demişti. Cumhurbaşkanı Steinmeier da benzer sözlerle Almanya’da yaşayan Müslümanların bu ülkeye ait olduğunu ifade etmişti.

“Alman İslamı” konusunun Alman kamuoyunda iki şekilde gündeme getirildiği görülüyor. Bir yandan kategorik ve teorik olarak İslam’ın ve Müslümanların Avrupa’nın bir parçası olup olmadığı tartışılıyor. Diğer yandan pratik düzlemde 2006 yılında kurulan İslam Konferansı gibi kurumlarla devletin Müslüman gruplarla ilişkisi ve İslam dini yeniden dizayn edilmek istenirken, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) gibi köklü ve geleneksel kurumların varlığı sorgulanıyor.

Sahtekârlar İslâm maskesi takmaya hazırlanıyor

İçişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışan İslam Konferansı geçtiğimiz temmuz ayında yeni bir yapılanmaya gideceğini açıkladı. Duyurulan eylem planında, şimdiye kadar sadece örgütlü Müslüman grupların çağrıldığı konferans toplantılarına, artık organize olmamış grupların ve bazı tanınmış Müslüman bireylerin de davet edileceği açıklandı. Ancak esas önemli olan, şu ana kadar sadece Almanya’da yaşayan Müslümanlarla Alman devleti arasında bir iletişim ve diyalog mekanizması olduğunu iddia eden bu kurumun yeni bir görev tanımına gitmesi oldu: “İslam’ı yeniden tanımlamak”. Organizasyondan sorumlu İçişleri Bakanlık Müsteşarı Markus Kerber yaptığı açıklamada, Almanya’da yaşayan Müslümanlardan Almanya’ya ait bir İslam tanımlamalarını talep etti.

Böylelikle “İslam Almanya’ya ait değildir” cümlesi kadar “İslam Almanya’ya aittir” ifadesinin de tamamen siyasi bir anlam taşıdığı açıkça anlaşılmış oldu. Bunun naif bir yaklaşımla “İslam Almanya’da kabul” görüyor şeklinde yorumlanamayacağı açıktır. Nitekim “Alman İslamı”na yönelik tartışmalarının teologlar veya sosyologlar yerine siyasiler tarafından başlatıldığı, yönetildiği görülüyor ve bunun siyasi bir proje olarak yürütüldüğü daha iyi anlaşılıyor. Pratikte yaşanan ve açık kaynaklara dayalı köklü bir geleneğe dayanan İslam inancının yeniden tanımlanması fikri, konsüllerde bugünkü şeklini alan Hristiyanlığın geçirdiği dönüşümü akla getiriyor. Tartışmalar daha yakından takip edildiğinde, “Alman İslamı” projesiyle, esasında ne olduğu aşağı yukarı belli bir İslam modelinin yukarıdan dayatılarak Müslümanlar tarafından kabulü hedeflenmektedir. Nitekim eski İçişleri Bakanı Otto Schily bunu henüz 2002 yılında açıkladığı entegrasyon planında ilan etmiş ve Müslümanların asimile olması gerektiğini açıkça ifade ederek, “Avrupa İslamını kabule hazırlansınlar” demişti.

İslâm’ı dizayn etme peşindeler

İnsanlık tarihinin ilk günlerinden itibaren siyasi hamlelerle dini sömürme gayreti gösteren şeytan akıllılar, yeniden İslam’ı gözlerine kestirdiler gibi görünüyor.

Kendileri Müslüman olamayacak kadar kemiksiz olduklarından İslam’ı kendilerine uydurma gayreti gösterme eğilimindeki bu tipler, DİTİB’i her hangi bir gerçek ve yasal neden olmaksızın istihbarat takibine alarak, boğmak ve mümkünse yok etmek niyetinde.

Avrupa’daki gerçek Müslümanları hiçbir şekilde ikna edemeyeceklerini bilen şerefini kaybetmiş mahluklar, amaçlarına ulaşabilmek için de hakiki ve muhafazakâr Müslümanları kullanmayı amaçlıyor.

Müslüman gruplar arasında destek kazanabilmek için de muhalif seslere yönelik olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhtarı kampanyalar düzenleniyor.

Şarkiyatçılık, Avrupa ve Müslüman toplumlarda azınlıklar, İslamofobi ve Almanya’nın dış siyaseti konularında çalışan SETA Avrupa Araştırmaları Direktörlüğünde araştırmacı Zeliha Eliaçık’a göre seküler batı, Müslümanların ve İslam’ın Hristiyanlık gibi reforme edilerek aydınlanma tezgahından geçmelerini istiyor ve aslında bir ‘pagan İslamı’ oluşturma gayreti gösteriyor.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

YORUMLAR

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
14:53 Şehit Üsteğmen son yolculuğuna uğurlandı
14:51 ABD'ye 'Fırat'ın doğusu' için nota!
13:16 Tren kazasına ilişkin ifadeler gerçeği yansıtmıyor
12:48 Marmara Bölgesi'nde korkutan deprem!
11:32 Milyonlarca vatandaşı ilgilendiriyor! Aile hekimliğinde yeni dönem
10:53 Türkiye'den Irak'a net 'PKK' mesajı!
10:44 Müjde: Su faturalarına indirim kararı!
09:57 Malezya açıklarında yük gemisinde patlama: 6 yaralı
yukarı çık