herseybusepette
Lalegül TV

17 Kasım 2018, Cumartesi

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 26 Ekim 2018, Cuma 10:04
Ahmet Mahmut Ünlü

Ahmet Mahmut Ünlü

Bâzı İlâhiyatçıların Bâtıl Görüşlerine Reddiye -1-

Bütün hamdler:

﴿وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ

“Bizseniancakâlemlererahmetolarakgönderdik.”(el-Enbiyâ Sûresi:107) buyuran Allâh-u Te‘âlâ’ya mahsustur.

Salât-ü selâm:

«اَنَا سَيِّدُ وَلَدِ اٰدَمَ ... وَلَا فَخْرَ...»

“Âdemoğullarının Efendisi benim. (Bunu hakîkati beyân için söylüyorum, yoksa bu sözümde) iftihar (maksadı) yoktur.”(et-Tirmizî, es-Sünen, rakam:3615, 5/587; Ahmed ibnü Hanbel, el-Müsned, rakam:10987, 17/10)buyuranRasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in ve kendisine yaptıkları hitaplarda ve ona okudukları bütün salât-ü selâmlarda ona “Seyyidinâ” ve“Mevlânâ” gibi tâbirlerle tâzimde bulunan Ehl-i Beyti’nin ve tüm sahâbesinin üzerine olsun.

Emmâ ba‘d! Vehhâbîlerin birçoğu değilse de bâzı aşırı gidenleri ve dalâlette onları da geçen bâzı İlâhiyatçılarRasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)hakkında “Seyyidinâ” ve “Mevlâna” gibi tâbirlerin kullanılmasının câiz olmadığını söylemektedirler. Gerçi Vehhâbîler bu tâbirlerin namazın hâricinde kullanılabileceği görüşünde iseler de diğerleri namaz dışında da bu hürmet ifâdelerinin kullanılamayacağını söylemektedirler.

Bunlar zâten akılları dışında âyet-hadis dâhil hiçbirşeyi delil kabûl etmediklerinden aslında onlara “Allâh size akıl fikir versin.” demekten başka bir cevap vermekle uğraşmak fuzûlî olacaktır. Bu yüzden bu mübârek Mevlid ayı münâsebetiyle,Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şânına tâzimi engellemeye çalışanlara karşı çıktığımıza Allâh-u Te‘âlâ’yı ve Rasûlü’nü şâhid tutma niyetiyle bu konuda bir yazı kaleme almayı münâsip gördük.

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)Hakkında Tâzimli
İfâdeler Kullanmanın Lüzûmunu ve “Seyyid”Lafzını Kullanmanın
Câiz Olduğunu Beyân Eden Âyet-i Kerîmeler

Şu bilinsin ki; Allâh-u Te‘âlâ:

﴿لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ

“(Biz Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)i size) Allâh’a ve Rasûlü’ne îmân edesiniz, O’na yardım edesiniz, O’na tâzimde bulunasınız (saygı gösteresiniz)diye (gönderdik).”(el-Feth Sûresi:9) buyurarak bizlere Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e tâzimde bulunmamızı emretmiştir.

İbni Kesîr(Rahimehullâh)ınbeyânı vechile; âyet-i kerîmelerin umûmî ifâdelerine baktığımız zaman onların hepsinde bizi Nebî(Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)e hürmet ve tâzimde bulunmaya dâvet eden mânâlar bulmaktayız. Nitekim:

لَا تَجْعَلُوا دُعَٓاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَٓاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضًاۜ

“O peygamberi çağırmayı aranızda bir kısmınızın diğer bir kısmı(yüksek sesle ve adıyla) çağırması gibi (alelâde bir çağrı) yapmayın. (Bilakis ona, tâzîm ve saygı ifâde eden ‘Nebî’ ve ‘Rasûl’ sıfatlarıyla ve kısık sesle nidâ edin.)(en-Nûr Sûresi:63) âyet-i kerîmesi bu hususta bir emir niteliği taşımaktadır. Bu emir vücûb için olmasa bile en azından müstehablık ifâde ettiği kesindir.

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e “Seyyid” demek de ona hürmet ve tâzimde bulunma ifâdelerinden biri iken bu nasıl engellenebilir?!

Dahhâk(Radıyallâhu Anh)İbni Abbâs(Radıyallâhu Anhümâ)nın: “İnsanlar Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e ismi ile ve künyesi ile ‘Yâ Muhammed!’ ve ‘Yâ Ebe’l-Kāsım!’ diye hitâb ediyorlardı. Allâh-u Te‘âlâ peygamberine hürmetli davranışı tesis etmek için onları böyle yapmaktan nehyetti.” dediğini nakletmiştir.İmâm-ı Mücâhid ve Sa‘îd ibni Cübeyr(Radıyallâhu Anhümâ) da bunu nakletmişlerdir. (İbnü Kesîr, et-Tefsîr, 6/88)

Katâde(Radıyallâhu Anh) ise bu konuda: “Allâh-u Te‘âlâ peygamberinin heybetinin zedelenmemesini, kendisine tebcil ve tâzimde bulunulmasını ve ona ‘Seyyid’ diye hitâb edilmesini emretti.” demiştir.(İbnü Ebî Hâtim, et-Tefsîr, rakam:14927; İbni Hacer el-Heytemî, ed-Dürru’l-menzûd, sh:227)

Allâh-u Te‘âlâ’nınYahyâ(Aleyhisselâm) hakkında Âl-i İmrân Sûresi’nde“Seyyid” tâbirini kullanmış olması da bu konuda en büyük delillerdendir. Eğer peygamberlere “Efendi” ve “Efendimiz” gibi tâbirleri kullanmakta îtikādî bir sorun olsa idi onlardan hiçbiri hakkında bu tâbiri kullanmak sahîh olmazdı.

Zîrâakîde (inanç) meseleleri şerîatların değişmesiyle tebeddüle uğramaz ve nesha tâbi olmaz. Nesh, tebdil ve ziyâdelik ancak fıkıh meselelerinde olur. Bu nedenle her peygamberin bâzı fıkhî hükümlerde diğer nebînin şerîatından farklılık arzeden ayrı bir şerîatı vardır. Ama bir peygamber hakkında kullanıldığı sâbit olan bir tâbirin diğeri hakkında kullanılmasının îmâna zarar vereceği gibi bir durum hiçbir şerîatta mümkün görülecek bir şey değildir.

Yazının devamını Lâlegül Dergisi Kasım Sayısında bulabilirsiniz


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
19:53 M. Salih Gözegir Türkiye'ye getirildi
18:34 Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısı davasında karar
17:48 Basri Aktepe hakkında yakalama kararı verildi
17:13 AK Parti'de adaylık başvuru süresi uzatıldı
15:57 Şırnak'ta havan topu atışı sırasında patlama
15:21 İstanbul'da AVM yangını: Çok sayıda ekip bölgede
15:09 CHP'den 'Öztürk Yılmaz' kararı
15:03 20 bin öğretmene müjde! Açıklandı
yukarı çık