23 Kasım 2017
Erem Şentürk
Türk senarist, yönetmen, gazeteci ve yazar. Diriliş Postası'nda köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

Amerikan terörünün son eyleminde katliam yapan Amerikalı şahıs, yine asker kökenli bir “Radikal Beyaz Hıristiyan Terörist” çıkınca, olayın üzeri hemen örtüldü. Özellikle asker kökenli bu “Radikal Beyaz Hıristiyan Terörist”in düzenli olarak bir İncil okuluna gittiği ortaya çıkınca iyice panikleyip bu olay hiç yaşanmamış gibi yapmaya başladılar. Ayrılıkçı Teksas eyaletinde kiliseye giren Devin Patrick Kelley adındaki “Radikal Beyaz Hıristiyan Terörist”, 26 kişiyi katletti, 30 kişiyi yaraladı; ama Amerika’nın çok satan gazetelerinin birinci sayfalarında bu haber yer almadı. New York Times, terör olayının olduğu gün birinci sayfasını birbiriyle didişen Suud prensleriyle doldurdu; teröristten hiç söz etmedi. Daha birkaç hafta önce Amerika’nın kumar, uyuşturucu, kara para ve fuhuş karakollarından biri olan Las Vegas’ta Stephen Paddock adındaki başka bir “Radikal Beyaz Hıristiyan Terörist” 50 kişiyi katletti 400 kişiyi yaraladı ama yine gazetelerin birinci sayfasında, terör olayı haber olmamıştı. Katliamı yapan teröristler beyaz olunca, Hıristiyan olunca olaylara karşı o kadar körleşiyorlar ki ölülerine üzülmekten bile geri duruyorlar.

ABD Hastalık Kontrolü ve Engelleme Merkezi’nin açıkladığı tabloya göre, 10 yılda (2006-2016) 461 bin 237 insan ABD içinde ateşli silahla vurularak öldürüldü. Yine ABD Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre, ABD'de 10 yılda (2006-2016) trafik kazasında 470 bin kişi hayatını kaybetti. Salgın hastalıklar, eksik tedavi ve doğal afetleri de bu rakamlara eklersek, yere göğe sığdıramadıkları ABD’de 10 yılda bir milyon insan ölüyor ama kimsenin umurunda değil. Trump seçim kampanyasında, “Amerika’da liseli gençlerin yarısı İngilizce yazı yazamıyor” dediğinde yalan söylemiyordu; ama bunu da kimse umursamadı.

Bütün bunları şunun için söylüyorum; “Savaş var, savaş kapıda, öldük, yandık bittik battık” diye yaygara yapıp korku satanlar, hayran oldukları Batı’ya baksınlar. Her fırsatta kamuoyuna korku yayarak öncelikleri değiştirmeye, insanları huzursuz etmeye, işadamlarını yatırımdan vazgeçirmeye ve gençlerin hayal kurmasını engellemeye çalışıyorlar. Umudu olan herkesten nefret ediyorlar; çünkü umudu olan insandan korkuyorlar. İşte bu sebeple, “Yandık, bittik battık, ölüyoruz” diye bağırıp duruyorlar. Biz yanmadık; ama Batı yanıyor. Her yerlerinden uyuşturucu akıyor, evlenmiyorlar, evlenseler bile çocuk doğurmuyorlar, birbirlerini silahla vurup arabayla eziyorlar. Hemen hepsinde bölünme tehlikesi var. Bencildiler giderek daha bencil oluyorlar ve ortak hiçbir hayalleri kalmadı. Batı diktalarının hepsini ayakta tutan, dayandıkları bir sütun kaldı o da; kendi halkını yine kendi ürettikleri DAEŞ’le korkutup sindirmek… “OHAL var” diye ortada dolaşan lafazanları tutup Paris’te Eyfel Kulesi’ne çıkartacaksın. “Al sana OHAL burada var. Askerler sokakta dolaşıyor, süresiz hem de” diyeceksin. “Özgürlük yok diye” bağıran bütün yalancıları kulağından tutup Londra’ya götürmek lazım. “Al sana açık hava hapishanesi” diyeceksin, kameralara yakalanmadan tuvalete gidebiliyor mu bakalım...

Türkiye’de bir savaş var mı? Evet var. Bakü’den Kars’a tren yolu yapan, 3. havalimanını yapan, Adriyatik limanlarına otobanlar yapan, kendi arabasını yapmak için kolları sıvayan, kendine gemi, uçak, tank, İHA, uydu yapan 13.5 milyar dolar ihracatla rekor kırıp “Yetmez, iki katına çıkaracağız” diyen bir Türkiye için; “Yandık, battık” diyen yalancılarla bir savaşımız var evet. Çünkü bu iç düşmanların yaptıkları eleştiri falan değil, geleceği gasp etmek. Bunların yaptıkları kamuoyunu uyarmak falan değil, fitne fesatla huzursuzluk yaymak. Umudu kırmak, korkutmak, içe kapanmaya sebep olmak. İşte bu suç olmalı. Meclis’te kanun çıkarılmalı ve Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımı yapılmalı. Öte yandan, “Savaş geliyor, yandık, battık” diyenlere karşı, Türkiye’yi ve Türkiye’nin gelecek umudunu savunmak bu zamanın öncelikli vatandaşlık görevidir...

Helal ekosistemi

9 Ağustos 2017

Yerli ve milli olmak

19 Haziran 2017

Mezhepçilik

14 Haziran 2017

Şu iş bir bitsin

29 Mayıs 2017

Dert nedir?

25 Nisan 2017

Okul mu, aile mi?

11 Nisan 2017