24 Kasım 2017
İbrahim Karagül
Türk yazar ve gazeteci. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

Suriye savaşının başlatılması “Türkiye cephesi”ni açmak içinmiş.

Stratejik ortaklarımız, NATO müttefiklerimiz bu amaç için hazırlanıyormuş. Suriye ve Irak’ı parçaladıktan sonra Türkiye’nin sağlam, bütün olarak kalamayacağını biliyorlarmış. Suriye meselesi başladıktan sonra Türkiye’yi yalnız bırakmalarının, Türkiye’ye karşı terör örgütleriyle işbirliği yapmalarının sebebi buymuş.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Bunun hesabını yapmışlar, planını yapmışlar, süreci o şekilde başlatmışlar. Türkiye’yi hem Rusya hem de İran’la kapıştırıp, zayıf düşürüp paylaşmak istiyorlarmış. Bütün bu senaryolar bu büyük cepheyi açmak için planlanmış, büyük hedef Türkiye imiş.

Bunu 15 Temmuz’da anladık, “terör koridoru” ile anladık..

Bunu 15 Temmuz saldırısında anladık. FETÖ eliyle Türkiye’yi içeriden çökertmek, bu ülkeye açık savaş açmak, parçalama planını devreye almak isteyenlerin yaptıklarını gördük, niyetlerini anladık.

O gün, o gece ülkemize, milletimize, Meclis’imize, değerlerimize, tarihimize, hayallerimize, gelecek planlarımıza çok ağır saldırılar yapıldı. O gece bir Kurtuluş Savaşı verdik, bir Milli Mücadele kazandık, bir çokuluslu işgali önledik.

Bunu; PKK/PYD eliyle Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’yi çevreleme, kuşatma planları devreye alınınca da anladık.

Çukur savaşını kimlerin yönettiğini, yüzlerce kilometre sınır boyunca PKK üzerinden kimlerin bir cephe hattı kurduğunu, Güneydoğu’da “işgal” girişimini yönetenlerle bu cephe hattını planlayıp yönetenlerin aynı güçler olduğunu, Türkiye içinde DEAŞ ve PKK üzerinden yapılan kitlesel terör saldırılarının da aynı güçler, çevreler tarafından organize edilip yaptırıldığını gördük, anladık.

Binlerce TIR dolusu silah ‘Türkiye savaşı’ için geliyor

15 Temmuz başarısız olunca, Güney’den, Suriye’den cephe açmaya çalıştılar. Bir terör kuşağı oluşturup, bir yabancı garnizon haritası çizip, binlerce TIR dolusu silahı bu bölgeye biriktirip, askeri üsler kurup, terör eğitim işletip Türkiye’ye saldırı hazırlıkları yaptıklarını gördük, anladık.

Bunu DEAŞ eliyle yaptıklarını gördükten sonra anladık. DEAŞ ve PKK’yı nasıl ortak bir güç olarak koordine ettiklerini, Suriye’yi bu örgütler eliyle parçalarken aynı örgütleri Türkiye’ye karşı nasıl kullandıklarını gördük. Fırat Kalkanı sırasında biz DEAŞ’la savaşırken aslında ABD ile savaştığımızı gördük. Suriye’nin kuzeyindeki ”terör koridoru”na karşı savaşırken aslında ABD ile savaştığımızı gördük. “Çukur Savaşı”nda da aslında terörle değil bir dış işgal girişimiyle savaştığımızı gördük.

Bunların tamamı Atlantik eksenli müdahalelerdir..

PKK’nın, PYD’nin, DEAŞ’ın, FETÖ’nün ABD ve müttefikleri tarafından Türkiye’yi vurmak için hazırlanmış tetikçiler, taşeron örgütler olduğunu gördük. Dünya PKK-DEAŞ ortaklığını Rakka’da oynanan tiyatroda gördü ama biz bütün bu örgütlerin hem coğrafyayı hem de Türkiye’yi parçalamak için ABD istihbaratı tarafından kurulup yönetildiğini, harekete geçirildiğini, ülkemize saldırtıldığını gördük.

Rus uçağının düşürülmesi bir Atlantik-FETÖ operasyonuydu. DEAŞ bir Atlantik-FETÖ operasyonuydu. 17/25 Aralık müdahalesi bir Atlantik-FETÖ operasyonuydu. 15 Temmuz bir Atlantik-FETÖ operasyonuydu. Suriye savaşının planlanıp başlatılması bir Atlantik operasyonuydu ve Türkiye’nin FETÖ aklı kullanılarak bu oyuna getirildiğini gördük, anladık.

O müdahale bugün aynen devam ediyor

Söz konusu örgütler üzerinden Türkiye içinde nasıl kamuoyu oluşturulduğunu, Türkiye ve bölgeye ilişkin planların bu çerçevede pazarlandığını gördük. Suriye ve Irak’ın kuzeyinde oluşturulmak istenen harita için Türkiye kamuoyunun zihinlerinin nasıl zehirlendiğini, rehin alındığını gördük, anladık. Kürt milliyetçiliği ve Atlantik projelerinin İslamcılık adı altında servis edildiğini gördük.

Irak’ın kuzeyinde yapılan referandumun bir erken doğum olduğunu ve bir büyük oyunu ortaya çıkardığını gördük. Türkiye, Irak ve İran’ın inisiyatifinin çokuluslu bir hesabı boşa çıkardığını. Bunun Suriye’de de yapılabileceğini gördük, anladık. 17-15 Aralık darbesini Türkiye’de gerçekleştiremeyenlerin aynı senaryoyu ABD’de denemeye çalıştığını,müdahale sürecinin devam ettiğini gördük, anladık.

Bir adım atılmalı, bu savaşa son verilmeli

Öyleyse, artık çokuluslu güç hesaplaşmasına dönen, Suriye halkının savaşı olmaktan çıkan, coğrafyayı parçalama ve “Türkiye cephesi”ni açma planı olduğu kesinleşen Suriye savaşı sona erdirilmeli. Daha yolun başında Türkiye ve İran’ın inisiyatifi ile önüne geçilebilecek bir savaş bugünlere geldi ama bakın yine Türkiye-İran-Rusya üçlüsünün inisiyatifi ile böyle bir umut belirdi.

Bugün Soçi’de yapılacak zirveden, bu yönde tarihi bir karar çıkabilir. Üç ülke, savaşı bitirmek, coğrafyayı kurtarmak için tarihi bir adım atabilir. ABD ve İsrail’in Suriye içindeki bütün uzantılarını, Suriye’yi parçalama aparatlarını boşa çıkaracak adımlar atılabilir.

Türkiye’nin hassasiyeti asla istismar edilmesin

Mesele sadece Suriye rejimi değil, Suriye halkıdır. Mesele Esad değil Suriye’nin bütünlüğüdür. Mesele Suriye de değil coğrafyaya yönelik Batılı istiladır. Mesele Suriye ve Irak’ın kuzeyinde oluşturulmak istenen yabancı garnizondur, haritadır. Bu haritanın, Türkiye dahil bütün bölgeye müdahale üsleriyle donatılmasıdır.

Bölgedeki bütün terör örgütleri yabancı işgal girişiminin aparatlarıdır. Birer dış tehdittir, işgalin öncüleridir. Coğrafya, Esad meselesinden, Suriye meselesinden çok daha büyük tehditlerle yüz yüzedir.

Bu yüzden Soçi’de Türkiye’nin hassasiyetleri istismar edilmemeli. Özellikle PKK/PYD konusundaki kararlılığıciddiye alınmalı. Bu yapılırsa Suriye savaşı biter.

Ortak bir karar tarihi bir zafer olarak not edilecek

Unutulmamalı ki bu zirve, Suriye ve coğrafyaya yönelik bütün dış müdahalelerin önünü kesme fırsatı içeriyor. Eğer köklü bir karar alınabilirse ABD Suriye’nin kuzeyinde barınamayacak, PKK/PYD bu bölgede hareket edemez hale gelecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya lideri Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani bugün Soçi’de yüzbinlerce insanın ölümüne, bir ülkenin harabeye dönmesine, batılı ülkelerin bütün coğrafyayı parçalama planlarına bir nokta koyabilir.

Bu, coğrafyamız için büyük bir zafer olacaktır.

Bu, Türkiye’ye yönelik tehditleri büyük oranda sıfırlayacaktır.

Niye böyleyiz?

10 Ağustos 2017

2019 koalisyonu…

7 Ağustos 2017

Temkinli olmak…

8 Nisan 2017