24 Kasım 2017
İbrahim Karagül
Türk yazar ve gazeteci. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

FETÖ’nün 17-25 Aralık müdahalesinden sonraki bir tarihti. Bir üst düzey ziyaret için Roma’ya gidilmişti ve ben de davetliler arasındaydım. Otel lobisinde, diğer davetlilerle sohbet ederken, 15 Temmuz sonrası tutuklanan bir yazar beni kenara çekti ve şöyle dedi: “Bu AK Parti, Erdoğan, bütün cemaatleri yok edecek. Bir şeyler yapmalıyız!” Şok olmuştum, “bu da nereden çıktı” diye cevap vermiştim huzursuz bir halde.
Şüphesiz “Bütün cemaatler yok edilecek” tezi bir FETÖ söylemiydi. FETÖ’ye ait hiçbir söylem ise yerli değildi. FETÖ’cü görünmese bile bu tezleri dillendirenler bir şekilde söz konusu senaryoların içindeydi. 15 Temmuz’da; “cemaat formatı” ile örgütlendirilen o kanlı örgüt, o istihbarat şebekesi üzerinden Türkiye’yi hedef alan açık saldırıya, işgal girişimine tanık olunca, zihin dünyamızda birçok şey netleşti.
Bizi öfkemizle, değerlerimizle, merhametimizle öldürüyorlar
“İslam’la savaş” tezinin nasıl “İslam iç savaşı” tezine dönüştürüldüğü, “İslam’ın kanlı sınırları” projesinin nasıl “Savaş İslam’ın kalbine yerleşecek” senaryosu haline getirildiği, “İslam iç savaşı” için Müslüman coğrafyada kimlerin seferber edildiği, etnik ve mezhep çatışmalarının da ötesinde ne tür yeni ayrışma ve çatışma tezlerinin üretildiği ve servis edildiği, Müslümanların Batı’ya öfkesinin nasıl Batı’nın lehine bizi hedef alan silaha döndürüldüğü gibi konularda, zihinlerimiz o saldırıdan sonra daha da netleşti.
Biz “farklılıklarımız zenginliğimizdir” diyeduralım onlar bu farklılıkların tamamını ayrışmaya ve çatışmaya dönüştürdü bile. “Zaaflarımız” ve “kırılganlıklarımız” ülkelerimize, şehirlerimize, topraklarımıza, zihinlerimize yönelen yıkıcı silahlara dönüştürüldü bile. Öyle ki, merhametimiz ve dayanışmamız üzerinden bile jeopolitik hesaplar yapıldı.
İslamofobi’nin “Doğu Cephesi” inşa ediliyor
Sırası gelmişken, Arakan’daki vahşetin, zulmün, İslam ve Müslümanlar üzerinden yürütülen çirkin senaryonun yeni bir halkası olduğu, Doğu-Batı sınır hattında yaşayan diğer Müslüman toplumlar gibi Arakan Müslümanlarının kanı, canı, çaresizliği üzerinden yeni bir cephe açıldığı, enerji savaşları ve jeopolitik güç mücadelesi yürütüldüğü, Atlantik ittifakının Çin’i çevreleme hesapları için bu toplumu da kurban seçtiği gerçeğini kenara atmayalım.
Çok yakında Doğu Türkistan’dan Keşmir’e ve Hindistan’ın Müslüman bölgelerine Pattani’den Moro’ya yeni çatışmalar başlatılması muhtemeldir. Doğu’da İslamofobi yoktur, bu tez Batılı bir tezdir, Batı ırkçılığından beslenir. Batı’dan kuşatılan İslam’ın Doğu sınırlarını da, çatışma ile, düşmanlık duvarı ile çevreleme, onu hapsetme girişimlerini dikkatle izlemek lazım.
“Budist katiller” söyleminin İslamofobi’nin Doğu Cephesi’ni inşa etme amaçlı bir söylem olabileceği, bunun da Batılı bir tez olduğu, bize........
 

Niye böyleyiz?

10 Ağustos 2017

2019 koalisyonu…

7 Ağustos 2017

Temkinli olmak…

8 Nisan 2017