18 Şubat 2018
Mehmet Şevket Eygi
Türk gazeteci, makale ve köşe yazarı, Milli Gazete'de yayın hayatına devam etmektedir.
ALINTI YAZAR

Müslüman Allah için sever, Allah için buğz eder.

Müslüman, Allah düşmanı Nemrud’a ve Fir’avna dostluk edemez. Onlara mutlaka düşmanlık etmesi gerekir.

Tarihî büyükler, Allah dostu Müslüman kişiler ise onlar sevilir. Zulm etmişlerse zulümleri elbette sevilmez.

Allah, Resulullah (Salat ve selam olsun ona), İslam, Kur’an, Şeriat, mukaddesat, Ümmet, Hilafet düşmanı iseler onları sevmek haramdır ve küfre köprüdür.

Sevmek ve buğz etmek konusunda islamî kriterler, kıstaslar, ölçütler vardır. Müslüman bunlara göre sever veya buğz eder.

Kaç, icazetli ulema fukaha şeyh kaldıysa, o muhterem zatların hubbi fillah ve buğzi fillah konusunda Ümmet-i Muhammed’i uyarması, aydınlatması, bilgilendirmesi gerekir.

Diyanet’e bu konuda büyük vazife ve iş düşmektedir.

Hiçbir âqil ve firasetli Müslüman Allah düşmanlarını sevmez.

Deccala Mehdi diyen gafil olarak diyorsa sapıktır. Deccal olduğunu bildiği halde Mehdi diyorsa küfre düşer.

Kişi sevdiği ile birliktedir.

Kişi sevdiği ile birlikte haşr olur.

Allah dostlarını sevmeli ki, onların makbul ve müstecab duaları içine girilebilsin.

Allahın kendilerine şefaat izni vereceği kimseleri sevenler o şefaate nail olur, ebedî saadeti bulur.

Biz mü’minler Peygamberimizi (Salat ve selam olsun ona) çok sevmeliyiz.

Ashabını, Ehl-i Beytini, etbaını çok sevmeliyiz.

Ezvacını annelerimiz bilmeliyiz, onlara çok hürmet etmeliyiz.

Selef-i Sâlihîn efendilerimizi sevmeliyiz.

Muhlis ve râsih ulemayı çok sevmeliyiz.

Tasavvuf ulularını sevmeliyiz.

Mücahid fi sebilillah olanları sevmeliyiz.

Mü’minleri sevmeliyiz.

Müşrikleri, kafirleri, münafıkları sevmemeliyiz.

Kendisinde iman bulunan hiç kimseyi dışlamamalıyız, tekfir etmemeliyiz. Mü’mini tekfir edenin kendisi kafir olur

Sevgi ve düşmanlık konusunda âhirette yargılanacağımızı bilelim.

Allah için sevelim, Allah için buğz edelim.

Hubbi fillah ve buğzi fillah İslamın zaruriyatındandır.

İki kere ikinin dört etmesi gibi tartışılmaz dinî bir ölçüt ve gerçektir.

Bu bilmek için din alimi olmak gerekmez.

Beş vakit namaz farzdır, kardeşim namazını kıl demek için hoca olmak gerekmez.

İki kere iki dört eder demek için matematik profesörü olmak gerekmez.

***

TEŞEKKÜR

BU fakire iyilik eden herkese teşekkür ediyorum

Onların ölmüş olanlarına rahmet diliyorum.

Sağ olanları için sıhhat, selamet, afiyet, hidayet, salâh, hüsn-i hâtime diliyorum.

Kendilerine bilerek veya bilmeyerek kötülük etmiş olduğum herkesten afv diliyorum.

Gıybetimi yapanlara teşekkür ediyorum. Çünkü iyiliklerini bana vermiş, iyilikleri bitince benim günahlarımı yüklenmiş oluyorlar.

Hakkımda hüsn-i zan edenlere çok teşekkür ediyorum.

Günah, kusur ve ayıplarımı örtenlere de teşekkür ediyorum. Cenab-ı Hak da onların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını setr buyursun.

Vefalı kimselere müteşekkir ve minnettarım.

Vefasızlardan müşteki değilim.

İstirham ediyorum: Kimse beni övmesin. Övülecek hiçbir faziletim ve meziyetim yoktur. Bana iyilik etmek isteyenler dua buyursunlar.

***

BÜYÜKLERİN ÖVGÜYE İHTİYACI YOKTUR

Büyük insanların övgüye ihtiyacı yoktur.

Onlar övgü istemezler.

Din, mâneviyat, tasavvuf büyüklerini övmeye bizim ihtiyacımız vardır.

Onlar bu övgülerden hoşlanmaz.

İnsanların en büyüğü Resulullah Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. O “Ben, Âdemoğullarının seyyidiyim. Bunu fahr etmek için söylemiyorum” buyurmuşlardır.

Bütün övgüler, hamdler, senalar, sipaslar, yüceltmeler Allahü Teala hazretlerine mahsustur. O’nun bunlara ihtiyacı yoktur; bizim O’nu övmeye ihtiyacımız çoktur.

İslam ahlakında meddahlık (övücülük) memduh (iyi) değildir, mezmumdur (kötü bir huydur).

Resulullah Efendimiz “Meddahların suratlarına toprak saçınız” buyurmuşlardır.

İslam ahlakı yağcılığı, yalaklığı, dalkavukluğu hoş görmez.

İslamda iyi, salih, râşid, muttaqi idarecilere hayır dua edilir.

İdareciler geminin kaptanı gibidir, onlara bela okunmaz, beddua edilmez. Hataları varsa ıslahlarına dua edilir.

İyi idareciler nefslerini beğenmez.

Nefsini kötülemeden iyi olunmaz.

Ben iyiyim diyen, iyi olmaktan çıkar.

Âlim ârif aydın bilge kişiler, makam kapmak, yağlı kemik elde etmek, câize almak için kimseyi övmezler.

İslam orta dindir. Aşırı övgü ifrattır, aşırı yergi tefrittir. Ortada, itidal çizgisinde kalmak en doğrusudur.

Osmanlı Padişahları geçerken, münadiler, “Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah var!..” diye bağırırmış. Bu münadilerin parasını Padişah verirmiş.

Nefs-i emmaresini hor görmek büyük fazilettir.

Nefsini aklamak fazilet değildir, redaettir.

***

İki zümre övgü istemez. Birinciler büyük, faziletli, yüksek insanlardır.

İkinciler büyük ve faziletli olmayan, fakat övgü istemenin yanlış bir şey olduğunu bilenlerdir. Bendeniz ikinci sınıftanım.

Müslüman Allah için sever, Allah için buğz eder.

Müslüman, Allah düşmanı Nemrud’a ve Fir’avna dostluk edemez. Onlara mutlaka düşmanlık etmesi gerekir.

Tarihî büyükler, Allah dostu Müslüman kişiler ise onlar sevilir. Zulm etmişlerse zulümleri elbette sevilmez.

Allah, Resulullah (Salat ve selam olsun ona), İslam, Kur’an, Şeriat, mukaddesat, Ümmet, Hilafet düşmanı iseler onları sevmek haramdır ve küfre köprüdür.

Sevmek ve buğz etmek konusunda islamî kriterler, kıstaslar, ölçütler vardır. Müslüman bunlara göre sever veya buğz eder.

Kaç, icazetli ulema fukaha şeyh kaldıysa, o muhterem zatların hubbi fillah ve buğzi fillah konusunda Ümmet-i Muhammed’i uyarması, aydınlatması, bilgilendirmesi gerekir.

Diyanet’e bu konuda büyük vazife ve iş düşmektedir.

Hiçbir âqil ve firasetli Müslüman Allah düşmanlarını sevmez.

Deccala Mehdi diyen gafil olarak diyorsa sapıktır. Deccal olduğunu bildiği halde Mehdi diyorsa küfre düşer.

Kişi sevdiği ile birliktedir.

Kişi sevdiği ile birlikte haşr olur.

Allah dostlarını sevmeli ki, onların makbul ve müstecab duaları içine girilebilsin.

Allahın kendilerine şefaat izni vereceği kimseleri sevenler o şefaate nail olur, ebedî saadeti bulur.

Biz mü’minler Peygamberimizi (Salat ve selam olsun ona) çok sevmeliyiz.

Ashabını, Ehl-i Beytini, etbaını çok sevmeliyiz.

Ezvacını annelerimiz bilmeliyiz, onlara çok hürmet etmeliyiz.

Selef-i Sâlihîn efendilerimizi sevmeliyiz.

Muhlis ve râsih ulemayı çok sevmeliyiz.

Tasavvuf ulularını sevmeliyiz.

Mücahid fi sebilillah olanları sevmeliyiz.

Mü’minleri sevmeliyiz.

Müşrikleri, kafirleri, münafıkları sevmemeliyiz.

Kendisinde iman bulunan hiç kimseyi dışlamamalıyız, tekfir etmemeliyiz. Mü’mini tekfir edenin kendisi kafir olur

Sevgi ve düşmanlık konusunda âhirette yargılanacağımızı bilelim.

Allah için sevelim, Allah için buğz edelim.

Hubbi fillah ve buğzi fillah İslamın zaruriyatındandır.

İki kere ikinin dört etmesi gibi tartışılmaz dinî bir ölçüt ve gerçektir.

Bu bilmek için din alimi olmak gerekmez.

Beş vakit namaz farzdır, kardeşim namazını kıl demek için hoca olmak gerekmez.

İki kere iki dört eder demek için matematik profesörü olmak gerekmez.

***

TEŞEKKÜR

BU fakire iyilik eden herkese teşekkür ediyorum

Onların ölmüş olanlarına rahmet diliyorum.

Sağ olanları için sıhhat, selamet, afiyet, hidayet, salâh, hüsn-i hâtime diliyorum.

Kendilerine bilerek veya bilmeyerek kötülük etmiş olduğum herkesten afv diliyorum.

Gıybetimi yapanlara teşekkür ediyorum. Çünkü iyiliklerini bana vermiş, iyilikleri bitince benim günahlarımı yüklenmiş oluyorlar.

Hakkımda hüsn-i zan edenlere çok teşekkür ediyorum.

Günah, kusur ve ayıplarımı örtenlere de teşekkür ediyorum. Cenab-ı Hak da onların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını setr buyursun.

Vefalı kimselere müteşekkir ve minnettarım.

Vefasızlardan müşteki değilim.

İstirham ediyorum: Kimse beni övmesin. Övülecek hiçbir faziletim ve meziyetim yoktur. Bana iyilik etmek isteyenler dua buyursunlar.

***

BÜYÜKLERİN ÖVGÜYE İHTİYACI YOKTUR

Büyük insanların övgüye ihtiyacı yoktur.

Onlar övgü istemezler.

Din, mâneviyat, tasavvuf büyüklerini övmeye bizim ihtiyacımız vardır.

Onlar bu övgülerden hoşlanmaz.

İnsanların en büyüğü Resulullah Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemdir. O “Ben, Âdemoğullarının seyyidiyim. Bunu fahr etmek için söylemiyorum” buyurmuşlardır.

Bütün övgüler, hamdler, senalar, sipaslar, yüceltmeler Allahü Teala hazretlerine mahsustur. O’nun bunlara ihtiyacı yoktur; bizim O’nu övmeye ihtiyacımız çoktur.

İslam ahlakında meddahlık (övücülük) memduh (iyi) değildir, mezmumdur (kötü bir huydur).

Resulullah Efendimiz “Meddahların suratlarına toprak saçınız” buyurmuşlardır.

İslam ahlakı yağcılığı, yalaklığı, dalkavukluğu hoş görmez.

İslamda iyi, salih, râşid, muttaqi idarecilere hayır dua edilir.

İdareciler geminin kaptanı gibidir, onlara bela okunmaz, beddua edilmez. Hataları varsa ıslahlarına dua edilir.

İyi idareciler nefslerini beğenmez.

Nefsini kötülemeden iyi olunmaz.

Ben iyiyim diyen, iyi olmaktan çıkar.

Âlim ârif aydın bilge kişiler, makam kapmak, yağlı kemik elde etmek, câize almak için kimseyi övmezler.

İslam orta dindir. Aşırı övgü ifrattır, aşırı yergi tefrittir. Ortada, itidal çizgisinde kalmak en doğrusudur.

Osmanlı Padişahları geçerken, münadiler, “Mağrur olma Padişahım, senden büyük Allah var!..” diye bağırırmış. Bu münadilerin parasını Padişah verirmiş.

Nefs-i emmaresini hor görmek büyük fazilettir.

Nefsini aklamak fazilet değildir, redaettir.

***

İki zümre övgü istemez. Birinciler büyük, faziletli, yüksek insanlardır.

İkinciler büyük ve faziletli olmayan, fakat övgü istemenin yanlış bir şey olduğunu bilenlerdir. Bendeniz ikinci sınıftanım.

Bilemedi

15 Şubat 2018

Yahudi Cumhuriyeti

14 Şubat 2018

Statü

13 Şubat 2018

Muhalefet Değildir

12 Şubat 2018

Suç Patlaması

15 Ocak 2018

Aksiyon Reaksiyon

10 Ocak 2018

En’ler

3 Ocak 2018

Bir Müfteriye

2 Ocak 2018

Bir Okuyucu mektubu

29 Aralık 2017

Yıkılan Temeller

27 Aralık 2017

Kartallar ve yılanlar

27 Aralık 2017

Sünnî Müslümanlara

19 Aralık 2017

Üzücü Sorular

18 Aralık 2017

Emânete hıyânet

12 Aralık 2017

Sözde hür köleler

7 Aralık 2017

Kendine zulm etmek

6 Aralık 2017

Din mıncıklanıyor

29 Kasım 2017

Bir Şey Olmaz Beee

16 Kasım 2017

Özbekistan

15 Kasım 2017

Sapık fırkalar

14 Kasım 2017

Bazı Öğütler

18 Ekim 2017

Kelimelerin esrarı

27 Eylül 2017

Magazin Kültürü

8 Eylül 2017

Birazcık Hürmet

7 Eylül 2017

Bir zata mektup

15 Ağustos 2017

Umre

9 Ağustos 2017

Müslümanın

4 Ağustos 2017

Muzır medya

1 Ağustos 2017

Hangi taraf haklı?

30 Temmuz 2017

Türkiye ve Japonya

28 Temmuz 2017

İman kardeşliği

26 Temmuz 2017

Eski mobilya

25 Temmuz 2017

O Ülke İflah Olmaz!

23 Temmuz 2017

En Kârlı Ticaret

21 Temmuz 2017

Nakşî kimdir?

19 Temmuz 2017

Azmanlaşan İstanbul

17 Temmuz 2017

Onlara Karşıyım

12 Temmuz 2017

Siyonizme dair

11 Temmuz 2017

Egemen azınlıklar

10 Temmuz 2017

Z o m b i

9 Temmuz 2017

Ol Olma Yap Yapma

8 Temmuz 2017

İkisinden Hangisi?

2 Temmuz 2017

Gidiş nereye?

29 Haziran 2017

Kuvvetli Müslüman

23 Haziran 2017

İmanı korumak

22 Haziran 2017

Dünya ve Âhiret

21 Haziran 2017

İslam medeniyeti

18 Haziran 2017

Büyük fitneler

16 Haziran 2017

Müslüman gençler

15 Haziran 2017

Müslümanca yaşamak

8 Haziran 2017

Şer’î tesettür

7 Haziran 2017

Güçlü Mü’min

1 Haziran 2017

İhlaslı olalım

28 Mayıs 2017

Ramazan Notları

26 Mayıs 2017

Bendenize Dokunmaz

21 Mayıs 2017

Hangi Gerçek?

12 Mayıs 2017

Gafiller

11 Mayıs 2017

İyi olalım

4 Mayıs 2017

Örnek Zenginler

28 Nisan 2017

Olsaydı

22 Nisan 2017

Yıkılacaklar

14 Nisan 2017

Depremmm

13 Nisan 2017

Tâlimatnâme

11 Nisan 2017

Üslup Meselesi

6 Nisan 2017

İyilere

5 Nisan 2017

Büyük Müslüman

4 Nisan 2017

Bisküvi Reklamı

3 Nisan 2017

Batacaklar

2 Nisan 2017

Mutsuz şehir

31 Mart 2017

Müslüman gence

28 Mart 2017

Mister Statüko

23 Mart 2017

Öfkeliler

15 Mart 2017

En değerli nimet

14 Mart 2017

Restorasyonlar

2 Mart 2017

Neler Olacak Neler

28 Şubat 2017

Ona Kız Verilmez

27 Şubat 2017

Hakkı yoktur

25 Şubat 2017

Günahlar

23 Şubat 2017

Özel okullarımız

9 Şubat 2017

Anayasa

4 Şubat 2017

G. Y.’ler

21 Ocak 2017