herseybusepette
Lalegül TV

13 Aralık 2018, Perşembe

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 04 Aralık 2018, Salı 11:29
Mustafa Özşimşekler

Mustafa Özşimşekler

...Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani'l-münker

İyiliği emredip yaymak, kötülükten nehyedip elden geldiğince engellemeye çalışmak, İslam’ın Müslümanlara yüklediği önemli görevlerden biridir. Hatta bu ümmetin en belirgin özelliği “iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymaktır” desek mübalağa etmiş olmayız. Nitekim Rabbimiz:

“Siz insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten nehyedersiniz...” (Âli İmran: 110) buyurarak, bu ümmetin en hayırlı ümmet olmasını, emr-i bi’l-maruf, nehy-i ani’l-münker şartına bağlamıştır.

Fakat günümüz Müslümanları olarak öylesine dünya meşgalesine dalmış ve sûni gündemlere takılıp kalmışız ki; ahlâkî yapının bozulmaya yüz tuttuğu, Dini hassasiyetlerin giderek azalmaya başladığı günümüzde işlenen günahlar, arsızlıklar, kötülükler gayet normal ve sıradan gelmeye başladı. İnsan hakları ve özgürlükler teranesiyle, insanlar işledikleri haramlar konusunda dahi  “la yü’sel” olduklarını düşünmeye başladılar. “Kimse kimseye karışamaz, herkes kendinden mesûldür, her koyun kendi bacağından asılır” mantığıyla hareket edilir oldu. Ve İslamın “Emri bi’l-maruf, nehyi ani’l-münker” emri adeta unutulmaya yüz tuttu. Oysa Rabbimiz şöyle ferman buyuruyor:

“Ve sizden hayra davet eden, iyiliği emredip kötülükten nehyeden bir topluluk bulunsun. İşte felaha erenler ancak onlardır.” (Âli İmran: 104)

Bu âyet-i kerime’ye göre insanları uyarmak, kötülüklerden-haramlardan sakındırmak Farz-ı Kifâye’dir. Yani bazı müslümanlar bu vazifeyi yerine getirirse diğerlerinden de mesûliyet düşer. Ama hiç kimse bu görevi üstlenmezse, o zaman herkes vebaldedir ve mesûldür.  

Fakat fitne dönemlerinde, tabiri caizse at izinin it izine karıştığı, haramların âşikâre işlendiği, hatta teşvik edilip özendirildiği zamanlarda ise, kötü gidişattan herkes mesûl olur. Böyle zamanlarda herkes elinden geldiğince kötülüklerin giderilmesine ve zulmün kaldırılmasına çalışması lazımdır.

Eğer işlenen haramları ve yapılan kötülükleri engellemeye kişinin gücü yetiyorsa, o takdirde buna mani olmak o kişiye vacip olur. Ama gücü yetmiyor ve elinden bir şey gelmiyorsa, o zaman dilinin döndüğü kadar anlatması, uyarıp ikaz etmesi gerekir. Şayet sözü de geçmiyorsa, o zaman kalbiyle buğz etmelidir. Nitekim Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hadis-i şerifte:

  “Sizden biriniz, bir münker (kötülük) gördüğünde onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle (buğz etsin)! Bu sonuncusu, imanın en zayıfıdır.” Buyurmuştur.

Yazının devamını Lâlegül Dergisi Aralık Sayısında bulabilirsiniz


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
16:18 İstanbul'da bomba alarmı! Adliye binası boşaltıldı
15:57 İngiltere'de kritik gelişme! İstifa depremi
15:31 İzmir'de kimyasal gaz alarmı!
15:14 Hakkari'de yıldırım düştü! 6 asker yaralı
14:20 Bakan Koca'dan tren kazası hakkında açıklama
14:06 Tren kazasıyla ilgili 3 TCDD personeli gözaltında
14:00 Zonguldak'ta heyelan nedeniyle 11 ev boşaltıldı
13:39 Ankara için kar uyarısı
yukarı çık