herseybusepette
Familia otel

20 Haziran 2018, Çarşamba

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 11 Haziran 2018, Pazartesi 11:27
Mustafa Özşimşekler

Mustafa Özşimşekler

RAMAZAN BAYRAMI

                                                        RAMAZAN BAYRAMI

Bayramlar herkesin birbiriyle kaynaştığı, dargınların barıştığı, dostların görüştüğü, anne-baba ve akrabaların ziyaret edildiği, büyüklerin elleri öpülerek hayır duâlarının alındığı, küçüklerin ise hediye ve harçlıklar verilerek sevindirildiği önemli günlerdir.

Hemen hemen her toplumun gerek dini gerekse milli kendine has bayramları vardır. O günler, hep bir arada neşe ve sevinç içinde kutlanır.

Bizim de iki büyük dini bayramımız vardır, bunlar; Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır.

Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

  • Bu günler nedir? diye sorduğunda:
  • Biz câhiliye döneminden beri bu günlerde eğleniriz, dediler.

Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medinelilere özgü olan ve cahiliye izleri taşıyan bu

bayramların yerine, bütün Müslümanların sevinip eğleneceği İslâm'ın iki bayramını onlara müjdeleyip şöyle buyurdu:

  • Allah-u Teâlâ size, kutladığınız bu iki bayramın yerine daha hayırlı iki bayram

verdi. Bunlar Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır.

(Sünen-i Ebû Dâvud, Salat, 239).

İşte Asr-ı Saadetten beri devam edegelen bu iki bayram, tüm müslümanlar tarafından asırlardır neşe ve sürurla kutlanır. Dargınlar barışıp kardeşçe kucaklaşır, kin ve nefret duyguları kalkar, düşmanlıklar sona erer. Çoğu kere husûmetler sevgiye dönüşür, var olan dostluklar tazelenir.

Dini bayramlar; Müslümanlar arasında sevgi ve huzurun dalga dalga yayıldığı, küs olanların barıştığı sevinç ve neşe günleridir. Bayramlar, dinî ve millî duygularımızı harekete geçiren, akrabalık bağlarını daha da kuvvetlendiren, komşuluk ilişkilerini yenileyen, toplumsal hayatı canlandıran ve manevî hallerin yoğun olarak yaşandığı kutsal günlerdir.

Bayram günlerinde ana-baba, aile büyükleri, akraba, komşu ve tanıdıklar ziyâret edilir.

Yoğun iş temposundan ve büyük şehirlerdeki trafik keşmekeşinden dolayı gidip gelemediğimiz, görüşme fırsatı bulamadığımız yakınlarımızı ziyaret edip görüşme imkanı bulunur. Yenilir, içilir ikramlar ve ihsanlar yapılır. Böylece aile bağları daha da kuvvetlenir, akraba ve hısımlar arasında yeniden bir kaynaşma ve yakınlaşma zuhur eder.

Bayramda gariplerin, fakirlerin, kimsesizlerin, dul ve yetimlerin sıkıntıları bir nebze de olsa giderilerek sevindirilir, yardıma muhtaç aileler tespit edilerek mağduriyetleri giderilmeye çalışılır.

Bayram namazı kılındıktan sonra kabirler ziyâret edilir, geçmişlerin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunup duâlar edilir ve sadakalar verilir.

Bayramlar, bizim milli-birlik ve beraberliğimizin manevî çimentosu hükmündeki sevinçli günlerimizdir. İster zengin ister fakir, sosyal statüsü ne olursa olsun herkes bayram günlerinin sevincini içinde duyar ve bu mutluluğunu dostlarıyla paylaşır.

Hulâsa Dinî Bayramlar; Müslümanlar arasında Dînî şuurun ve manevî duyguların gelişmesine, millî ve manevî değerlerin güçlenmesine, birlik-beraberlik ve kardeşliğin pekişmesine, sevgi ve saygı mefhumunun güçlenmesine, yardımlaşma ve dayanışmanın tesis edilip ahlâkî ve insanî değerlerin kazanılmasına vesîle olan çok mübarek günlerdir.

Ramazan Bayramı bir ay tutulan orucun toplu iftar sevincidir

On bir ayın Sultanı Ramazan Ayı'nın ve farz olan oruç ibadetinin sona erdiğini ifade eden Ramazan Bayramı, her gün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu iftar sevincini ifade eder. Dolayısıyla bir ay bu sıcak günlerde oruç tutup sabır imtihanını başarıyla vermenin mutluluğunu yaşamaktır bayram…

Ramazan Bayramı, bir ay boyunca Allah için tutulan orucun arkasından verilen “genel iftar ziyafeti” hükmündedir. Dolayısıyla bir ay tutulan orucun toplu iftar gününde oruçlu olmak, Allah’ın kullarına lütfettiği bu ziyafete katılmamak anlamına gelir ki, bu haramdır.

Nitekim Ramazan Ayı’nda orucunu hurma ile açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ramazan Bayramı sabahında hurma gibi tatlı bir şey yemeden evden ayrılmazlardı. Ve ümmetine de bunu tavsiye buyurmuşlardı. Bizler de, Ramazan Bayramı günü oruçlu olmadığımızı ifade için namaza çıkmadan evvel tatlı bir şeyler yiyerek evden çıkarız.

Bayramda yenilir, içilir, ikramlar yapılır. Nitekim İmâm-ı Rabbanî (Kuddise sirruhu) Mektûbât’ında:

“Bayramda yiyip içmek, yıllarca nâfile oruçtan daha sevaptır.” buyurmuştur.

Peki yiyip içmek, oruç tutmaktan nasıl daha sevap oluyor?

Çünkü Bayram günü oruç tutmak haram olduğu için, oruç tutmayınca Allah-u Teala’nın emrine uymuş oluyorsun. Yani burada sevap olan yiyip içmek değil, oruç tutmayıp dinin emrine uygun iş yapmaktır. Dolayısıyla Allah’ın emrine uygun bir şekilde yemek içmek, kişinin kendi kafasına göre oruç tutmasından çok daha edaldir.

Ramazan Bayramı mânevî ücret günüdür.

Ramazan Ayı’nı oruçla, teravih namazlarıyla, zekâtla, fitreyle, daha pek çok hayır ve hasenat yaparak ibadetle geçiren müminlerin, elde ettikleri manevi kazançlarını tahsil etme günüdür bayram...

Bir ay boyunca çalışan bir işçi, nasıl ki ay sonunda maaşını alıyorsa, Ramazan Bayramı günü de, bir manada müminlerin manevî ücret günüdür. Allah-u Tela namaz kılmak için camiye gelen Ehli Ramazan’a bol bol lütuf ve ihsanlarda bulunur, ecirlerini fazlasıyla verir. Nitekim Said b. Evs el-Ensari (Radıyallahü anh)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ramazan Bayramı günü melekler yolların kenarında durarak bayram namazına gidenlere şu müjdeyi verirler:

- Ey müminler topluluğu! Size mükâfatlar, hayırlar ve bol bol nimetler verecek olan kerem ve ihsan sahibi Rabbinizden isteyiniz. Zira siz geceleri ihya etmekle emrolundunuz ve bunu yaptınız. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ettiniz. Öyle ise bahşişinizi, mükâfatınızı alınız!..

Namazı kıldıkları zaman bir melek şöyle nida eder:

- Haberiniz olsun ki, ey müminler! Bugün Rabbiniz sizleri bağışlamıştır. Gideceğiniz yere mutlu bir şekilde dönünüz. Şüphesiz o, mükâfat günüdür, o gün göklerde mükâfat günü diye isimlendirilir”. (Taberani; el-Mucemu’l-Kebir, 1/226)

Yine Abdullah b. Abbas (Radıyallahü anhüma)’dan rivayet edilen bir başka hadis-i şerifte de Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ashabına şöyle buyurmuştur:

“Bayram gecesinin sabahında, Allah-u Teâlâ bütün beldelere melekleri gönderir. Melekler de Allah-u Teala’nın emri ile yere inerler. O melekler yeryüzüne indikten sonra bütün sokak ağızlarını tutarlar ve şöyle seslenirler ki, bu sesi insanlar ve cinler hariç Allah-u Teâlâ'ın yarattıklarının hemen hepsi de duyar:

- Ey Muhammed ümmeti! İkram sahibi Rabbinize gelin. Bol bol ihsanlarda bulunacak. Büyük günahları bağışlayacak.

Bayram sabahı evlerinden çıkıp namazgâhta toplandıkları zaman Allah-u Teâlâ meleklerine şöyle buyurur:

- Ey meleklerim! Bir işçi, işini bitirdiği zaman onun ücreti nedir? Melekler şöyle derler:

- Ey Allah’ımız! Onun ücretini fazlası ile vermektir.

Bunun üzerine, Allah-u Teâlâ şöyle buyurur:

- Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum. Onların Ramazan Ayı’nda tuttukları orucun ve kıldıkları namazın sevabı/karşılığı olarak, Kendi rızamı ve mağfiretimi kıldım.

Daha sonra söyle buyurur:

- Ey kullarım! Bugün Benden isteyiniz! İzzetime ve Celâlime yemin olsun ki; bu toplantınızda, âhiretiniz için Benden ne isterseniz onu veririm. Dünyanız için ne dilerseniz sizi görürüm. İzzetim ve Celâlim hakkı için, Beni gözettiğiniz sürece sizin kusurlarınızı örterim. İzzetim ve Celâlim hakkı için, Ben sizi hudut komşuları yanında rezil rüsvay etmem. Şimdi bağışlanmış olarak evlerinize gidiniz. Siz Beni razı ettiniz, Ben de sizden razı oldum.

Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) daha sonra şöyle buyurdu:

“Mü’minler iftar edip de Ramazan bayramı olduğu zaman, Allah-u Teâlâ'nın onlara verdiği ihsandan ötürü melekler sevinirler, birbirlerini müjdelerler.”

(Beyhaki, Şuabül-İman; No: 3695; 3/336)

İşte alınan bu müjdelerle bayram, gerçek manada bayram olur. Yani günahlarımız affolunduğu ve Cehennemden kurtulup çok büyük sevap ve ecirlere nail olduğumuz için bayram yaparız. Yoksa bir kimse, şayet bu mübarek ayın rahmet ve mağfiretinden istifade edip affolunamaz, Cehennemden kurtulamazsa bayram yapmasının da hiçbir manası yoktur... 

Pehlüldâne Hazretleri şöyle demiştir:

“Bayram süslü elbiseler giyenlere, güzel yemekler yiyenlere değil, cehennemden kurtulanlaradır.”

Dolayısıyla esas bayram Cenneti hak edenlere, Cehennemden kurtulanlarıdır.

Yazının devamını Lâlegül Dergisi Haziran Sayısında bulabilirsiniz..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
15:55 Filistin nüfusunun yaklaşık yarısı mülteci durumunda
15:46 TSK'da profesyonel orduya geçişte köklü dönüşüm
15:32 Deniz Baykal'ın tavsiyesi: Şimon Peres'i örnek al
14:28 200 terörist öldürüldü! Hedefler yerle bir
13:39 Binlerce vatandaş başvurdu...
13:16 Hakkari'de alçak saldırı: Şehit ve yaralılar var
13:03 Tüm hazırlıklar tamam! Yarın tarihe geçecek
12:52 ABD tutuştu: Türkler, Suriye'de kök salıyor!
yukarı çık