24 Kasım 2017
Nuh Albayrak
Türk yazar ve gazeteci. Star Gazetesi'nin genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir.
ALINTI YAZAR

Siz bu satırları okurken biz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile yapacağı önemli zirveyi izlemek üzere Soçi’de olacağız.

Türkiye’nin Rusya temasları, Amerika’yı her zaman yakından ilgilendirmiştir ama Norveç’teki NATO skandalından sonra gerçekleşen bu zirve sanırım çok daha yakından izleniyor.

Hele önce Putin-Esad görüşmesi ve üç ülkenin genelkurmay başkanlarının zirve yapması Amerika’yı meraktan çıldırtmıştır.

***

Bizi koruması için üye olduğumuz NATO, bizim için sadece problem kaynağı olmuş.

Gönderdiğimiz “seçme” kurmayların nasıl birer “millet düşmanı”na dönüştürüldüğünü iki hafta önceki yazımda dile getirmiş, “Bu darbeci imalathanesine artık asker göndermeyelim” demiştim.

Çünkü “son dönem mezunları” 15 Temmuz’da başarılı olamayınca (!) sahaya kendileri indi. Hatta o satırların yazıldığı günlerde Girit’te icra edilen tatbikatta “Doğudaki düşman” olarak Türkiye’yi hedefe koymuşlardı.

Ama skandalı, manşetine taşıyan Star’dan başka kimse fark etmedi.

Beklediği tepkiyi göremeyen NATO da aynı tahriki daha agresif bir yöntemle Norveç’te tekrarlandı.
Son skandalın iki FETÖ’cüye yüklenmesi ve özür dilenmesi tamamen aldatmacadır.

Gerçekten uyumuşlarsa durum daha vahimdir.

Zira bu kurum, bu kadar kolay sabote edilebiliyorsa yarın, bir başka FETÖ haini, füzeleri Türkiye’ye kilitlerse ne olacak?
Ayrıca, onlara yıllardır “Akrepleri beslemeyin, sizi de sokar” dedik ama “Onlar bizim mesai arkadaşlarımız” deyip darbecileri kucakladılar.

Onun için bu özürlerin hiçbir anlamı yok.

NATO’cular da NATO’yu kınıyor!

Gelelim tepkilere…

Türkiye’yi dışarda; bulduğu herkese şikayet eden, 15 Temmuz’da bile dik duramayan Kılıçdaroğlu bu skandalı şiddetle kınadı, “Türkiye’nin yöneticilerine kimse hakaret edemez” dedi.
HDP’liler hatta NATO’nun Türkiye temsilcisi Meral Akşener bile NATO’yu kınadı!
Bir kere bu tepkiler samimi ise çok çirkin bir samimiyetsizlik anlamına gelir.

Zira o kınadıkları çevreler şimdiye kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a her çirkinliği yaptılar, tehdit ettiler, öldürene ödüller vadettiler ama hiç sesleri çıkmadı.

Bu nasıl bir samimiyetsizliktir?
1. Cumhurbaşkanı Türkiye’yi temsil ediyor da 12. Cumhurbaşkanı etmiyor mu?

Bu nasıl bir ikiyüzlülük ki, Atatürk’e yapılan saygısızlığa güya tepki gösterenler, Erdoğan’a yapılan saygısızlığı “iç politika malzemesi” olarak değerlendiriyor, mağduru suçluyor.

NATO’ya tepkileri de hormonludur. Bu göstermelik tepki ile batının Türkiye’yi tahrik çabalarına destek veriyorlar.

Bu rüzgar NATO’ya yarar

Tek kriteri Türkiye’nin ve Türk milletinin menfaatlerini korumak olan bizler NATO’nun, başından bu yana Türkiye için hayır soluk solumadığını söylüyoruz.

Türkiye’yi saldırılardan koruması gereken bu örgütün teröristlere müttefiklik yaptığını, ilişkilerimizi bu gerçekler ışığında yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini dile getiriyoruz.
Ama son günlerde farklı bir rüzgar esmeye başladı.

Bu sıralı skandalların bireysel hatalardan ibaret olması mümkün değil.

Rusya ile işbirliği yapmamızdan, S-400’leri almamızdan aşırı rahatsız olan ABD ve NATO’nun, bu tahriklerle Türkiye’yi bir yere sürüklemeye çalıştığı kanaatindeyim.

Düne kadar Erdoğan’a düşmanlık için NATO avukatlığı yapan çevrelerin bugün birden bire tepki göstermesinin de o sürüklemeye destek verdiğini düşünüyorum.

Artık Amerika’nın tehdit gücü olmaktan başka bir fonksiyonu kalmayan NATO’dan bize hiçbir fayda gelmeyeceğine inanıyorum.
Ama son günlerde oluşturulan “NATO’ya hayır” rüzgarı, NATO’nun yelkenlerini doldurmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Bu çevreler, bu tepkilerinde samimi iseler, ülkeyi yönetenlerin; NATO içerisindeki Türkiye’nin milli menfaatlerini koruma çabalarına destek versin.

Ah Diyanet…

27 Temmuz 2017

Hepimiz suçluyuz

22 Mart 2017