herseybusepette
Lalegül TV

17 Temmuz 2018, Salı

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 26 Haziran 2018, Salı 12:48
Ömer Faruk KORKMAZ

Ömer Faruk KORKMAZ

MÜSLÜMAN’IN ZİHİN DÜNYÂSINDA KUDÜS VE MESCİD-İ AKSÂ

Mümin mukaddesatı için yaşar. Onun düşünce dünyasında mukaddesâtı olmazsa olmaz bir yeri hâizdir her zaman. Onları düşünür, onlarla hemhal olur ve onların muhâfaza ve müdafaası için hayat sürer. Mümini, sadece dünyevi nimetlerden istifade etmek, yeme-içme ihtiyacını gidermek için yaşayan kâfirden ayırteden en belirgin hususiyetlerden biri de budur. Hedefleri uğrunda can verip şehitler sınıfına yazılmaya kadar gidecek olan bu idealist ruh Müslümanı hayata bağlayan bir can simididir aslında. Allah U ve Resulü r’nün mukaddes kıldığı şeyleri yücelterek onların muhafazası için kendini vazifeli kabul eden bir Müslüman için hayata anlam katan yegâne duygudur bu. Zira bu şuurda olan bir Müslüman, dinin kutsal kabul ettiği şeye sahip çıkmanın filhakika Allah U ve Resulü r’ne yardım etmek anlamına geleceğini çok iyi bilir. Allah U’a yardım etmek ise onun yardımına erişebilmenin sebebi sayılmaktadır.[1] 

Hayal Hazinemizi Süsleyen Şehir: Kudüs

Altı bin yıllık mâziye sahip olan bu muazzam şehir, sokakları, yatırları, tarihi yapılarıyla inanılmaz derecede etkiler ziyaretçilerini. Mâzisi itibarıyla Romalılardan Bizanslılara birçok halkın izlerini taşıyan Kudüs, Emevilerden Osmanlılara intikalinde de İslam’ın remzini taşır. O her şeyiyle İslam’ındır, Müslümanlarındır. Zira onu mukaddes kılan şey, Allah U’ın dininin alametlerini taşımasıdır. Onu apayrı kılan vasıf, Allah U ve Resulü r’nün ona atfetmiş oldukları pâyedir. Yoksa Kudüs’ü Kudüs yapan şey, arkeoloji alanındaki zenginliği, mimari açıdan üstün meziyetlere sahip oluşu veya şehircilik bakımından hâiz olduğu değerler bütünü değildir. Sahip olduğu manevi anlamdaki üstünlükler sebebiyle tarihin akışı içinde hiçbir zaman gündeminden düşmemiştir Müslümanların.    

Kudüs dendiğinde Müslümanlara kıble olmuş mukaddes şehir düşer aklınıza. Allah U’ın yeryüzündeki ikinci evini bağrına basmış bir yer parçası gelir. Adem u’den İsa u’ya kadar bir çok peygambere mesken olmuş ve ilâhî vahye beşiklik yapmış peygamber kokulu şehirdir Kudüs. Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. İbrahim, Hz. Zekeriya u gibi birçok peygambere kabristan olma şerefine nail olmuş bir beldedir. Bu yüzden Kudüs bizim Adem u’den Hz. Peygamber r’e ve oradan da günümüze intikal eden tevhid bayrağımızın muhkem sancağıdır.  

Allah U Ve Resulü r’nün Takdis Ettiği Belde: Kudüs

Allah Azze ve Celle Kur’an-ı Hakim’de Kudüs’ten “arz-ı mukaddese” olarak bahseder. Bu ayetlerden biri Musa u’nın kavmine hitaben “Ey kavmim! Allah'ın size (vatan olarak) yazdığı mukaddes toprağa girin ve arkanıza dönmeyin, yoksa kaybederek dönmüş olursunuz”[2] şeklindeki sözüdür. Bu ayet-i kerimede mukaddes yer olarak bahsedilen şehir “Kudüs”tür.[3]

Meşhur İsrâ hadisesinin anlatıldığı ayet-i kerimede de Cenab-ı Hak “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir”[4] buyurarak Kudüs şehrini mübarek kıldığını beyan buyurmuştur. Bu anlamda Kudüs, kâinatın mâliki Allah U tarafından mukaddes kılınmış bir şehirdir.

Allah Resulü r de bazı hadislerde Kudüs’ün mukaddes belde oluşuna atıflarda bulunmuştur. Bunu kimi zaman takrirleriyle kimi zaman da sarâhaten kendi ifadeleriyle yapmıştır. Nitekim bir keresinde yolculuğa çıkmaya hazırlanan bir sahabîye nereye gittiğini sorduğunda o sahabînin “Beytu’l-Makdis’e” cevabını vermesi üzerine “O mescidde namaz, Mescid-i Haram’ın dışındaki diğer mescitlerde kılınan yüz namazdan üstündür” buyurmuştur.[5]

Bir diğer hadiste Hz. Musa u’ya ölüm meleğinin gelmesinden bahsederken Musa u’nın “Mukaddes beldede” ölmek istediğini ifade buyurur.[6] Bu hadiste de “arz-ı mukaddese” ifadesi vardır.

Hz. Peygamber bir kere rüyasında iki adamın kendisini alıp mukaddes diyara götürdüklerini anlatırken de hâkezâ aynı ifadeyi kullanmıştır. Ez-cümle, Allah Resulü r, tamamını burada serdedemeyeceğimiz müteaddit rivayette Kudüs’ü mukaddes olmakla vasıflamıştır.  

Haşr ve Neşir Yeri: Kudüs 

Haşr ve neşir yeridir Kudüs. Hz. Peygamber r Kudüs hakkında kendisine sorulduğunda orayı böyle tavsif etmiştir. Meymûne validemiz anlatır: “Ey Allah U’ın peygamberi, Beytu’l-Makdis hakkında bize fetva/bilgi verir misin?” dedim. Şöyle buyurdu: “(Orası yarın rûz-i mahşerde) neşr ve haşrın olacağı yerdir. Oraya gidin ve namaz kılın. Zira oradaki bir namaz (başka yerdeki) bin namaz gibidir.[7]

Hadisteki Kudüs’ün mahşer alanı olacağı ifadesini hakiki manada anlayabilmemiz mümkün olduğu gibi kıyamete yakın Müslüman orduların burada toplanarak İslam’ın tekrardan yeryüzüne hâkim oluşuna merkezlik yapması manasında da anlamamız mümkündür.[8]

Hadisenin en yakın safhada bizi etkileyecek olan tarafı da burasıdır aslında. Zira Allah Resulü r, insanlığın başlangıcından bugüne tevhid davasına birçok kez merkezlik yapmış Kudüs’ün paramparça edilmiş, evleri ve beldeleri tahrip edilmiş, kanları dökülmüş, ırzlarına tecavüz edilmiş müstazaf Müslümanların yeniden kıyamına başkentlik yapacağını haber vermiştir. Biz Müslümanlar için bundan daha büyük bir teşvik ve müjde olabilir mi? Zira Kudüs, itikadından ameli boyutuna varıncaya dek her alanda tahribata maruz bırakılmış, köklerinden koparılmış ve kimlik kaybına uğratılmış asrımızın Müslümanlarına “Halinizi düzeltirseniz zafer yakındır” diye haykırıyor.        

Gönülleri Kendine Bağlayan Mescid: Mescid-i Aksâ

Mescid-i Aksâ müminlerin namazdaki ilk kıblesi gönüllerde ise müebbet kıblesidir. Allah Resulü r Medine’ye geldiğinde on altı ay kadar Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kılmıştı.[9] Bu durum evvelki peygamberlerin ortak davası olan İslam dininin Kudüs ile irtibatının ne denli kavi olduğunu göstermekteydi. Bu sebeple Mescid-i Aksâ ezelden yazılmıştı gönül hanemize. Ona kavuşmak, onda namaz kılmak Mi’racın kokusunu ve feyzini yerinde hissetmek en büyük temennilerimizden birisiydi. Diğer yandan bakıldığında hayatımıza çok farklı bir boyut kazandıran Mescid-i Aksa, ezilmişliğimizin, güçsüzlüğümüzün ve hissizliğimizin de bir göstergesi olmuştur zamanımızda. Adeta bir turnusol kâğıdı oldu Kudüs’ün işgali ve Mescid-i Aksâ’nın esâreti.

Gönüllerimizde yaşattığımız ve muhabbetini diri tutmaya çalıştığımız Mescid-i Aksâ’nın esareti derinden yaralıyor bizi. Yahudi sultasından geçerek ziyaret edebildiğimiz mescidimizi çeşitli ambargolar nedeniyle neredeyse göremeyecek hale geldik. Sahabe anlatıyor ya hani. Allah Resulü r’nün yanında “Resulüllah r’ın mescidi mi yoksa Mescid-i Aksâ mı daha üstündür diye müzakere ederken Peygamber r şöyle buyurdu: “Benim şu mescidimdeki bir namaz oradaki dört namazdan üstündür. Kılabilene ne mutlu! Yakında yayın eğik kısmı kadar Mescid-i Aksâ’yı görebileceği bir yerinin olması adam için dünya ve içindekilerden daha hayırlı olacak.” [10] İşte biz bugün tam da bu hali yaşamıyor muyuz? Sekülerliğin verdiği sarhoşluk sebebiyle imanlarımızın gerektiği şekilde sağlam olamaması Mescid-i Aksâ’nın esaretini bir yürek yarası gibi daima hissetmemize engel oluyor belki. Ancak varlık sebebi İslam, tevhid, cihat ve i’lâ-i kelimetullah olan müminler sinelerinde kor varmışçasına hissediyorlar bu acıyı daima.

Gönüllerin kıbleliğini yapan Mescid-i aksamız için bir şeyler yapmamız gerektiği şuurunda olmalıyız daima. En azından devamlı onu konuşmalı, ondan bahsetmeli ve bugünkü boynu büküklüğünü dert edinmeliyiz gönlümüzde. Bu şuurla yaşamamız gerektiğini nasihatleyen şu hadis ne kadar da hikmetlidir değil mi? Meymûne t der ki: ‘Resulüllah r’a ‘Bize Beyt-i Makdis hakkında fetva ver Yâ Resulellah dedim.’ Buyurdular ki: ‘Oraya gidin ve namaz kılın.’ Bunun üzerine ben ‘Bu nasıl olacak, bizimle onun arasında Rumlar var’ deyince ‘Öyleyse kandillerinde yakılacak zeytinyağı gönderin ona’ buyurdu.[11] Yani bir şeyler yapın mutlaka. Farklı şekillerdeki engeller gönlünüzdeki bağın kopmasına engel olamasın asla. Başlığı Mescid-i Aksâ olan bir şeyler yazın, içinde Mescid-i Aksâ olan cümleler kurun, Mescid-i Aksâ’nın kavlen müdafaa edildiği mitingler düzenleyin ve en önemlisi Mescid-i Aksâ’nın bu esaretten kurtulabilmesi için kendinizi düzeltin ve duaya sarılın. Bu hadisin günümüze söylediklerinden bir kısmı bunlar olabilir Allahu a’lem.

Yazının devamını Lâlegül Dergisi Temmuz Sayısında bulabilirsiniz...

 

 

 

[1] Muhammed, 7

 [2] Maide, 21

[3] İzz b. Abdisselam, Tefsiru’l-Kur’ân, Daru İbn Hazm, Beyrut, 1416, Baskı: I, I/379, Ebu Hayyân el-Endelûsî, el-Bahru’l-Muhît, Daru’l-Fikr, Beyrut, 1420, IV/216

[4] İsrâ, 1

[5] Heysemî, Mevâridu’z-Zam’ân ilâ Zevâidi İbni Hibbân, No: 1035

[6] Ahmed b. Hanbel, Müsned, XIII/84, No: 7646, Buhârî, “Kitâbu’l-Cenâiz”, No: 1274, Müslim, “Kitâbu’l-Fezâil”, No: 2372,  İbn Hibân, Sahih, No: 6223

[7] Taberânî, Müsnedu’ş-Şâmiyyîn, No: 471

[8] Abdürrauf el-Münâvî, et-Teysîr bi Şerhi’l-Cami’i’s-Sağîr, Daru’n-Neşr, Riyat, 1988, II/275, Muhammed b.Abdülhadi es-Sindî, Haşiyetu’s-Sindî alâ Süneni İbn Mâce, III/196

[9] Hakim, Müstedrek, No: 1162

[10] Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, No: 8230

[11] Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, No: 8445


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
17:04 TSK'nın yeni komuta kademesinden ilk ziyaret
15:55 CHP ve MHP'den bedelli askerlik açıklaması
15:37 NSU kararı temyize gidiyor
15:07 Irak'ın kuzeyinde 8 terörist etkisiz hale getirildi
15:00 Flaş gelişme! OHAL Perşembe günü...
14:56 MİT imamı ‘Kırsal’dan çıktı
14:39 Bakan Hulusi Akar'dan TSK'ya veda mesajı
13:44 Harameyn Hızlı Tren Projesi hacıların ulaşımını kolaylaştıracak
yukarı çık