herseybusepette
Familia otel

20 Haziran 2018, Çarşamba

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 11 Haziran 2018, Pazartesi 11:19
Ömer Faruk KORKMAZ

Ömer Faruk KORKMAZ

SALDIRI VE İSTİSMAR ARASINDA EHL-İ SÜNNET OLMAK NE DEMEKTİR?

Sünnet ve Cemaat Kavramları

Allah bu dini eksiksiz bir şekilde bizlere ikram etti. Ve bunu da “Bu gün size dininizi ikmâl ettim ve üzerinizde nimetimi tamamladım”  buyurarak ilan buyurdu. Resulüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) de vahiy yoluyla telakki ettiği bu dini kendisine verilen tebyin vazifesiyle bizlere açıkladı. Risalet hayatı boyunca kendisine sorulan sorulara cevap verdi. Müminlerin müşkillerini çözdü, anlaşmazlıklarını halletti. Bütün bunları vahyin ışığından faydalanarak yaptı. Hiçbir karanlığa mahal bırakmayacak şekilde parıldayan vahiy güneşi herhangi bir ihtilafa fırsat vermedi. Zira dinin kaynağı ve sahibi hayattaydı. Onun öğretileri hevadan değil bizzat Kur’an’dandı. Dört bir ucu vahiyle inşa edilmiş muhkem kalenin sahibi ve muhafızıydı o. Sahabeye gösterdiği yol ve tayin ettiği istikamet “sünnet” kavramının karşılığıydı. Bu anlamda sahabe, “Ehl-i Sünnet” idi. Yani Hz. Peygamber(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in gösterdiği yolun ehliydiler. Hayatlarını “sünnet” çizgisine uydurmak ve ona göre tanzim etmek üzere Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e biat etmiş mübarek topluluktu onlar. Verdikleri bu söze binaen Allah’ın habline hep birlikte sarılmaları ise “cemaat” kavramını oluşturuyordu. O halde günümüzde sıkça kullanılan “Ehl-i Sünnet ve Cemaat” terkibi bu anlama gelmektedir. Yani Allah Resulü (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in tayin ettiği istikamet, sahabenin bu istikamette yaşadığı hayat ve bu noktada sağladıkları birliktelik. Yani Allah’ın vahyettiği, Resulüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in öğrettiği, sahabenin anlayıp aktardığı ve ümmetin yekûnunun azı dişleriyle sarıldığı mübarek yol… İslâm’ın ta kendisi… 

Bu Benim Dosdoğru Yolumdur  

Allah Resulü bir gün mübarek elleriyle bir çizgi çizerek “işte bu benim yolumdur” buyurmuş ve bu çizginin sağ ve sol yanlarına da birer çizgi çizerek “işte bu yoların her birinin başında da ona çağıran bir şeytan vardır” buyurdu. Peşi sıra da “Muhakkak ki işte bu dosdoğru olduğu halde benim yolumdur. Öyleyse ona tabi olun. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır”  ayet-i celilesini okudu.  Asırlar boyu bütün bir ümmet Ehl-i Sünnet olmayı Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in çizdiği bu çizgi istikametinde olmak şeklinde anladı. Ve bidat yollara sapmanın bu çizginin yanlarına çizilmiş şeytan yollarına revan olmak anlamına geldiğini idrak etti bu ümmet.  Bunun için ulemamız itikadı muhafaza dediler, şeytanın yolarından gelen hamlelere karşı reddiyeler yaptılar, yazdılar, çizdiler, konuştular ve hayatlarını ortaya koyarak mücadele ettiler. Zira insanlığın varlık sahasına çıkışından bugüne devam eden hak-batıl mücadelesinin en önemli sahası bu sahaydı. İtikat gittikten sonra, ümmet Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in çizdiği bu çizgiden ayrılarak başka yollara saptıktan sonra verilen başka mücadelelerin ne anlamı vardı? Bu gün bu çizgiyi yok sayarak Ehl-i Sünnet olmayı bir ideolojiye ait olmak manasında anlayanlar, bizi yan çizgilere saptırmak isteyen şeytanın dostlardır. Ehl-i Sünnet olmanın ne demek olduğunu bu misalden daha güzel anlatan başka bir misal olabilir mi? Kur’an-ı kerim’in bu ayetini tefsir etmek bağlamında Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in verdiği bu misalden sonra “Kur’an’da Ehl-i Sünnet” yok demek kadar büyük bir cahillik olabilir mi? 

Onlar Gibi İman Ederseniz Hidayettesiniz

İman noktasındaki istikametimizin doğruluk ve yanlışlığını tespit edebilmek için Sahabeyi ölçü olarak gösterdi bize Cenab-ı Hak. Onlara bakarak hidayette mi yoksa dalalette mi olduğunuzu ölçün buyurdu. Ayet-i Kerime şöyle diyor:  “Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar”   Ölçü tam anlamıyla anlaşılmış vaziyette. Sahabeye bakacağız, Kur’an’ı onların anladığı gibi anlayacağız. Hz. Peygamber(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e itaat ve ittibamızı onlara göre belirleyeceğiz. İslâm adına ne varsa endazesi onlar. Zira onlar Allah'ın kendilerinden razı olduğu necip bir topluluk. Ehl-i Sünnet olmak da bu ayet-i kerimede vurgulanan imana sahip olmak anlamına geliyor. Yani Allah’ın indirdiği dini onun istediği şekilde anlayarak yaşam sahasına dökmek. Esasında cennet veya cehenneme varan yönlerin “yol ayrımındaki” kalın çizgilerini oluşturan bir mesele bu. Ayette ifade edildiği üzere sahabe gibi inanırsak hidayet yönündeki yürüyüşümüz yol ayrımında bizleri cennete sevk edecek, ehl-i bidat olmamız durumunda cehenneme giden yola sapıp hüsrana uğrayacağız. Var oluşumuzun temel sebebi sayılabilecek bu mesele sloganik bir iddiaya dönüştürülerek basitleştirilebilir mi? Kur’an, ayet ayet Ehl-i Sünnet olmaktan bahsederken “Kur’an’da Ehl-i Sünnet var mı?” şeklinde bir soru sormak ne menem bir cehalet?

Yazının devamını Lâlegül Dergisi Haziran Sayısında bulabilirsiniz...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
16:00 Suruç'taki saldırgan tutuklandı
15:55 Filistin nüfusunun yaklaşık yarısı mülteci durumunda
15:46 TSK'da profesyonel orduya geçişte köklü dönüşüm
15:32 Deniz Baykal'ın tavsiyesi: Şimon Peres'i örnek al
14:28 200 terörist öldürüldü! Hedefler yerle bir
13:39 Binlerce vatandaş başvurdu...
13:16 Hakkari'de alçak saldırı: Şehit ve yaralılar var
13:03 Tüm hazırlıklar tamam! Yarın tarihe geçecek
yukarı çık