herseybusepette
Lalegül TV

13 Aralık 2018, Perşembe

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 04 Aralık 2018, Salı 11:24
Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil

Prof.Dr.Ahmet Şimşirgil

UYVAR’IN FETHİ

Avusturya üzerine

17. asrın ikinci yarısında Osmanlıların Avrupa’da ilerleyişi devam ediyordu. Fazıl Ahmed Paşa 1663 yılında, 150 bin kişilik büyük bir orduyla Avusturya üzerine sefere çıkacak ve en müstahkem kalelerinden Uyvar’ı zaptedecektir.

Uyvar’ın fethi ile birlikte Osmanlılar neredeyse bugünkü Slovakya’nın üçte birine tekabül eden büyük bir eyaleti zaptetmiş olacaklardır.

Dergimizin bu sayısında Uyvar kalesi fethinin nasıl gerçekleştiğini anlatacağız. Buradan Osmanlıların bize vatan kıldığı toprakların ne mücadeleler ve feragatler neticesinde gerçekleşmiş olduğunu da bilecek ve vatan kıymetinin değerini daha iyi anlayacağız.

17 Ağustos 1663 Cuma günü Uyvar’ın Beç kapısı denilen mevkii karşısındaki otağına yerleşen Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa, ilk iş olarak İslâm âdeti uyarınca kale komutanı Forgaç’a kaleyi savaşsız teslim etmesi için bir mektup gönderdi. Macarca’ya çevrilip gönderilen mektubun sureti şu şekilde idi:

“Sen ki Orta Macar’ın a’yânındanForgaç ve sair Uyvar Kal’asıkapudanlarısız. Ma’lumunuz ola ki haliyâazametlü ve mehâbetlü ve adâletlü efendim ve yeryüzünün halifesi ve cemi’ padişahların ulusu İslam padişahının baş veziri ve serdar ve sipehsarları ve Allahüteâlâ hazretlerinin emri ve peygamber efendimiz iki cihan güneşi Muhammed Mustafa aleyhissalatüvesselamınmu’cizâtıkesirâtü’l-berekâtı ile serasker-i nusret şiarı olup, yer götürmez haddü hesabı yok İslam askeri ile kutlu ve mehâbetlü efendimin fermanı ile inşaallahüteâlâ Uyvar Kal’ası’nınfeth ve teshiri niyyeti ile geldik.

Eğer kal’ayı teslim iderseniz içinde olan ve büyük ve küçük her kim olur ise olsun cümlesine emân-ı Allah ve emânü’r-Resülvirülüp can ve malınıza taarruz olunmayıp, muradeyledüğünüz mahalle isal olunursunuz ve kalmak muradı olanların mal ve mülkleri ellerinde ibka olunur. Şöyle ki, inşaallahü’l-melikü’l-Mu’in cenk ile fetholundukta, kebir ve sağiri, gani ve fakiri her kim olur ise olsun aman verilmeyip, yerleri ve gökleri yoktan var eyleyen, şeriki yok Allah Sübhanehü ve teâlânın inayetiyle inşaallah cümlesi kılıçtan geçirilir. Şeriat-ı şerifemizin hükmü budur ki, yazılmıştır. Eğer azametlü ve şecaatlü efendim Padişah-ı İslam hazretlerinin bu kal’adanmurâd-ı şerifleri Macar halkına ne mertebe lütf ve ihsan etmek içün olduğu olduğuma’lumları olaydı evlatların kurban ederlerdi. Vesselam ala menittebealHüda”.

Forgaç bu tercümeyi okuduktan sonra; “Efendinize selâm eylen. Bu kale bizim değildir. Hele bu gece müşavere edelim ve sabah size cevap göndeririz”. Dedi.

Fazıl Ahmed Paşa buna rağmen kaleden gelecek cevabı beklemeden askerine harekât emrini verdi. Osmanlı ordusu kurulu bir makine gibi dört koldan harekete geçerek Uyvar’ı bir çember içine aldı.

 

Kuşatma

Ortada sadrazam Fazıl Ahmed Paşa, Rumeli beylerbeyisiBeyko Ali Paşa, Yeniçeri Ağası Salih Ağa ve kul kethüdası, sağ kolda Bosna beylerbeyisi vezir Köse Ali Paşa ve zağarcıbaşı, sol tarafta Anadolu beylerbeyisi vezir Çerkes Yusuf Paşa ve saksoncubaşı yerlerini aldılar. Bir koldan dahi Karaman beylerbeyisi vezir Kaplan Mustafa Paşa kendi tevabii, sağ ve sol gariblerden iki bölük ve dergâh-ı ali yeniçerileri ile Koraman kapısı denilen mahallin sağ tarafına metris açıp girmeye başladılar. Bu kollarda toplam on dört, on sekiz ve yirmi dört vukıyye gülle atar yirmi dört top yerleştirilmiş oluyordu.

Ertesi sabah erkenden müdafiler; “Biz kaleyi verebilmeyiz. Kaleden çıkmayız. Dinimiz uğruna cengi ihtiyar ettik. Ölümden kaçmayız”. Sözüyle toplarını ateşlediler. Bu cevap ve hareket üzerine Osmanlı askeri önce sabah namazı kıldılar, kurbanlar kestiler ve dualar ettikten sonra cümle toplarını ateşlediler. Böylece Avusturya’nın Viyana’dan sonra bu en büyük müstahkem kalesi sarsılmaya başladı.

İlk gece mehtap olması sebebiyle Osmanlı askeri metrislere girmeye çalışırken, müdafiler devamlı atış yaparak huzur vermemişlerdi. Ancak ikinci gecede (14 Muharrem) gecesi ay tutulması meydana gelip dört saat kadar, diğer gecelerden on kattan fazla karanlık olması Osmanlı askerinin işine yaradı. Süratle metrisler ileri sürülerek içine girildi.

Muhasaranın ilk dört günü, Osmanlı topçularının kaleyi dövmesi ve metriste olan yeniçerilerle sair asker taifesinin binbir zahmet ve meşakkat içinde metrisi ileri sürme çalışmaları ile geçti. Ancak gece gündüz ara verilmeyip dört koldan dövüldüğü ve günde sekiz yüz top vurulduğu halde, kale bedenlerinde istenilen gedikler bir türlü açılamadı. Zira kale duvarlarından üç kulaç daha yukarı çıkan dağ gibi toprak yığını kale bedenlerini topların tesirinden koruyordu. Ayrıca bu toprak yığınının üzerinde de büyük tabyalar bulunuyordu. Her tabyaya üçer tane top yerleştirilmişti. Lakin bunların en büyük topu 11’er vukıyye atardı ki, Osmanlı toplarına göre çok tesirsizdi. Fakat özellikle metris için çalışan askerler üzerine gece gündüz aman vermeden misket ve şaklujejpade/şakkaloz(şakloz) toplarını ateşleyip yağmur gibi kurşun yağdırıyorlardı. Bunun neticesi olarak ilk dört gün içinde Osmanlılar yüz şehid ve yüz elli kadarda yaralı verdiler.

Yazının devamını Lâlegül Dergisi Aralık Sayısında bulabilirsiniz


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
18:35 TSK Tel Rıfat'ı vuruyor! Çok sayıda terörist öldürüldü
18:33 Tren kazasına ilişkin Bahçeli'den açıklama
16:18 İstanbul'da bomba alarmı! Adliye binası boşaltıldı
15:57 İngiltere'de kritik gelişme! İstifa depremi
15:31 İzmir'de kimyasal gaz alarmı!
15:14 Hakkari'de yıldırım düştü! 6 asker yaralı
14:20 Bakan Koca'dan tren kazası hakkında açıklama
14:06 Tren kazasıyla ilgili 3 TCDD personeli gözaltında
yukarı çık