herseybusepette
Familia otel

20 Haziran 2018, Çarşamba

Doğru Haberin Yeni Adresi

  • 11 Haziran 2018, Pazartesi 11:46
Resul Bölükbaş

Resul Bölükbaş

ŞER-İ ŞERÎFİ REDDEDEN SÖZDE ULEMÂNIN...

                 Bilindiği gibi iman bir bütündür asla tecezzi kabul etmez. “İşime gelene inanır, işime geleni reddederim” deme ruhsatı düşünülemez. Kur’an-ı Kerim’in gerek geçmişle alakalı kıssalarının ve gerek gelecekle alakalı haberlerini ve dünya durdukça sabit ve değişmeyen ahkâmını kabul etmeden iman sahih olmaz. Bazılarının itikat ettiği gibi geçmiş kıssalara “Temsili” yani sembolik olduğuna itikat etmekle, ahkâm ayetlerini ise “Tarihsel olup günümüzde tatbikinin uygun olmayacağını” söyleyip bu istikamette itikat etmek İslam ve iman çerçevesinden uzaklaşmaktır. Böyle itikat edenleri yine Hazreti Kur’an’ın dışlamakta olduğunu görmekteyiz. Zira iman keyfi istediğin gibi inanmakla olmaz ne şekilde inanılacağını ve ne surette inanıldığı takdirde sahih iman sahibi olacağımızın tespiti ancak Kur’an’ın ifadesiyle anlaşılır.

            Mekke müşriklerinin dedikleri gibi şartlı iman caiz değildir. Akıl ve mantığımın kabul ettiğini kabul ederim reddettiğini ise reddederim şeklinde bir iman olmaz. Zira iman akli değil naklidir. Mekke müşrikleri akıl ve mantıklarını öne aldıkları için o büyük İslam nimetinden mahrum kalmışlardır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:

Yûnus Sûresi (15)

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُۜ قُلْ مَا يَكُونُ ل۪ٓي اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ۬ نَفْس۪يۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ﴿١٥﴾

“Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım." (15)

         İşte görüldüğü gibi Mekke müşrikleri Kur’an’ın kendilerine göre değiştirilmesini arzu etmeleri karşısında Cenab-ı Hakk’ın habibine bunu asla yapamayacağını beyan etmekle emir buyurmuştur. Şöyle ki; ey habibim bu Kur’an’ı kendi tarafımdan değiştirmem veya başka bir Kur’an’ı getirmem beşer olarak benim haddim değildir, ancak ben bana vahiy olunana tabi olurum aksine bir beyanda bulunmaktan o büyük günün azabından korkarım de.  Ve kuranın onu gönderen Allah’tan başka hiç kimsenin değiştiremeyeceğini beyan et şeklinde ferman edilmektedir.  

Keza bir başka ayeti celilede:

İsrâ Sûresi (88)

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَأْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِه۪ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَه۪يراً ﴿٨٨﴾

“De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” (88)

       Hal böyle iken günümüzde sözde din adamları Kur’an-ı Kerim’in bazı hükümlerinin beşer tarafından değiştirilebileceği hatta daha ileri giderek bazı ayetlerin Kur’an-ı Kerim’den çıkarılması gerektiğini pervasızca ifade edebilmektedirler.  

Bunlar sokakta sıradan insanlar olmayıp ilahiyat fakültelerinde okuyan yavrularımıza ders veren hoca konumunda olan profesörlerdir. Tabi hepsini kastetmiyoruz. Bazılarının bu küstahça beyanlarına şahit olmaktayız.

Kehf Suresi’nin birçok ayetinin Kur’an’a yakışmadığını ve bunların Kur’an’dan çıkartılmasının gerektiğini pervasızca ve hayâsızca söyleyebilmektedirler bu ne büyük hezeyan!

Kur’an-ı Kerim’in tüm surelerinin ve ayetlerinin tevatüren sabit olduğu ve yüce Peygamberimizin ağzından, ashab-ı kirâmın Kur’an diye dinledikleri ve tevatüren bize kadar intikal ettiği hususu kesin sabit olduğu halde o cılız akıl ve mantıklarıyla bu ayetlerin Kur’an-ı Kerim’den çıkartılmasının lüzumunu söyleyecek kadar hezeyan içerisinde bocalayan sözde hocalar ortada iken bu gibi cüretkâr beyanlarda bulunanlara gereken tepki verilmemektedir.

Bu gibi sözde hocaların görevden azledilmeleri ve genç evlatlarımızın bunların ifsadından kurtarılması gerekmez mi?!

              Son günlerde Avrupa’da bir takım gazetecilerin Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hristiyanlardan bahseden ayetlerin Kur’an’dan çıkartılması gerektiğini söylemeleri karşısında memleketimizden üst düzey yetkililerden gerekli tepki gösterilmiştir. Mukaddesatımıza ve kutsi değerlerimize sahip çıkmalarından dolayı bu yetkili kişileri tebrik ederiz ancak bu gazetecilerin hezeyan dolu sözlerini bizdeki yerli olanlar üstelik dini hocalardan işitir olmamız daha çok garip değil midir? Yoksa yerli olunca Kur’an’a dil uzatmak caiz olabilir mi? Elin gâvurunun Kur’an-ı Kerim’i kabul etmemesi daha ileri gidip Kur’an’ın aleyhinde beyanatta bulunması karşısında susmamız caiz olmadığı gibi yerli olup ilahiyat fakültelerinde hoca konumunda olanların benzeri beyanatta bulunmaları karşısında susmamız elbette ki caiz değildir.

Geçenlerde bir başka profesör “Hazreti Meryem’in babasız İsa aleyhisselam gibi bir peygamberi dünyaya getirmesi kendisine baban Salih bir kimse idi annen de iffetli bir kadın idi babasız bu çocuğun dünyaya gelmesi nasıl olur demeleri karşılığında Hazreti Meryem doğan çocuğa işaret ederek buna sorun demek suretiyle henüz beşikteki birkaç günlük çocuğa sormalarını istemesi karşısında o itham edenler beşikte sabi olanın bize konuşması mümkün müdür?” deyip tepki verdiklerinde ben Allah’ın kuluyum, Cenab-ı Mevla bana peygamberlik vermiştir diye cevap verdiği Kur’an ayetiyle sabit iken buna itiraz edip bu konuşan çocuk en az yirmi-yirmi beş yaşında olduğunu iddia eden yoksa henüz birkaç günlük çocuğun konuşması mümkün olmadığını söylemek suretiyle mucizeyi inkâr eden hocalar da ortadadır. Daha nice hezeyanları sıralayabiliriz bütün bu yanlış beyanlara karşı bu kimselere hiçbir şey söylenmeyecek mi?!  İfsat etmelerine seyirci mi kalınacak bu hususta başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere tüm yetkililerin susmaları kanaatımızca doğru değildir. Âyet-i kerimelere baktığımızda;

Meryem Sûresi (29)

فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِياًّ ﴿٢٩﴾

Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler. (29)

Meryem Sûresi (30)

قَالَ اِنّ۪ي عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَن۪ي نَبِياًّۙ ﴿٣٠﴾

Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı." (30)

Meryem Sûresi (31)

وَجَعَلَن۪ي مُبَارَكاً اَيْنَ مَا كُنْتُۖ وَاَوْصَان۪ي بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَياًّۖ ﴿٣١﴾

"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti." (31)

Meryem Sûresi (32)

وَبَراًّ بِوَالِدَت۪يۘ وَلَمْ يَجْعَلْن۪ي جَبَّاراً شَقِياًّ ﴿٣٢﴾

"Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı." (32)

Meryem Sûresi (33)

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَياًّ ﴿٣٣﴾

“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir)." (33)

Meryem Sûresi (34)

ذٰلِكَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذ۪ي ف۪يهِ يَمْتَرُونَ ﴿٣٤﴾

Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. (34)

Meryem Sûresi (35)

مَا كَانَ لِلّٰهِ اَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍۙ سُبْحَانَهُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُۜ ﴿٣٥﴾

Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir. (35)

Meryem Sûresi (36)

وَاِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ﴿٣٦﴾

Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur. (36)

Meryem Sûresi (37)

فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ ﴿٣٧﴾

(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! (37)

Meryem Sûresi (38)

اَسْمِعْ بِهِمْ وَاَبْصِرْۙ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۚ لٰكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿٣٨﴾

Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. (38)

Görüldüğü gibi apaçık beyanata rağmen çocuğun sabi ve beşikte olduğu açıkça ifade edildiği halde kalkıp  “Efendim nasıl olur beşikteki çocuğun konuşması mümkün mü?” deyip konuşma çağında olduğunu iddia etmek ne denli kendini bilmezliktir. Yirmi yaşında ki çocuğun konuşması annesinin masumiyetine delil olabilir mi? Annesinin masumiyetine delil kılmak için yüce Allah beşikteki çocuğu konuşturmuş bunun adına mucize derler mucizeye inanmayan hiçbir peygambere de inanamaz.

       Çok açıkça anlaşılmaktadır ki bunlar müspet olmayan ilimleri reddettikleri gibi fiziki kanunların asla değişemez olduğunu kabul etmemektedirler. Fiziki kanunların değişmesi mümkinattan olduğu halde Cenab-ı Hakk’ın kudret ve iradesiyle bir mucize eseri olarak değiştirilemeyeceğini iddia etmektedirler. Bunun adına mucizeyi inkâr derler. Mucize ise peygamberlerin peygamberliğini ispat eden yegâne husustur. Yüce Allah öyle kudret ve iradeye sahiptir ki dilerse bir gün güneşi batıdan doğdurup doğudan batırmaya muktedirdir. Güneş sisteminin bugünkü haliyle deveranı nasıl mümkünse Allah’ın kudret ve iradesiyle bir başka şekilde deveranı da mümkündür. Cenab-ı Hakk’ın kudret ve iradesi ise mümkinata taalluku caizdir. Vesselam.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


İsmail İsmail 11.06.2018 16:14

Hocam seni sevmek büyük nimet

NAMAZ VAKİTLERİ
SON DAKİKA
15:55 Filistin nüfusunun yaklaşık yarısı mülteci durumunda
15:46 TSK'da profesyonel orduya geçişte köklü dönüşüm
15:32 Deniz Baykal'ın tavsiyesi: Şimon Peres'i örnek al
14:28 200 terörist öldürüldü! Hedefler yerle bir
13:39 Binlerce vatandaş başvurdu...
13:16 Hakkari'de alçak saldırı: Şehit ve yaralılar var
13:03 Tüm hazırlıklar tamam! Yarın tarihe geçecek
12:52 ABD tutuştu: Türkler, Suriye'de kök salıyor!
yukarı çık