23 Kasım 2017
Süleyman Özışık
Türk yazar ve gazeteci. İnternernethaber yazarı olarak yayın hayatına devam etmektedir.
ALINTI YAZAR

15 Temmuz darbesinden bu yana, Bylock mağduru olduğunu iddia eden binlerce kişiden sayısız mesaj aldım.

Mesajlar akmaya devam ediyor.

Mesaj sahiplerinin tamamı "İsmini darbeden sonra duyduğum bir programı kullanmakla suçlanıyorum. Lütfen bana yardım edin" diye feyat ediyor.

Bi' kere şu konuda anlaşalım...

Bylock isimli program, Fetullahçı terör örgütünün kimlik kartı niyetine kullandığı bir programdır. Yani Bylock kullanıcısı olmak, Fetö'cü olmanın en büyük delilidir!

Peki ama Bylock'un bir telefona kurulmuş olması ve hiç kullanılmamış olması, o telefon sahibini azılı Fetö'cü yapar mı?

Son günlerin cevabı aranan sorusu bu...

Antalya barosu avukatlarından Ali Aktaş, ByLock kullanıcısı on binlerce insanın mahkum olduğuna, ancak bu mahkumlar içinde çok sayıda mağdur olduğuna dikkat çekiyor.

Daha düz cümlelerle anlatmak gerekirse...

Bylock'un hem devlet için, hem de bazı insanlar için bir tuzağa dönüştüğünü söylüyor ve iddiasını şu gerekçelerle temellendiriyor:

"ByLock, FETÖ'cü bir yazılım ekibi tarafından oluşturulmuş bir programdır. Adı, "Mor Beyin" olan bu ekip, vakti zamanında, müzik dinlemek veya namaz vaktini öğrenmek için başka programlar da yapmıştı. 

Diyelim ki Fetöcü ekibin imzasını taşıyan müzik ve ezan vakti programlarından birini telefonunuza yüklediniz. O program aynı sunucuyu kullanıldığı ByLock'a bir sinyal gönderir ve IP numaranız üzerinde bir kayıt oluşur. Yani siz farkında olmadan Bylock isimli program ile ilk teması sağlamış olursunuz."

Avukat Ali Aktaş, Bylock ile bu şekilde temas kuran binlerce mağdur olduğunu söylüyor.

Balyoz, Poyrazköy ve Ergenekon gibi davalarda da adli bilirkişilik yapan yazılımcı Koray Peksayar, Avukat Ali Aktaş'ın bu iddiasını araştıran bir isim...

Peksayar, hazırladığı 52 sayfalık bilirkişi raporunda, ‘Mor Beyin’ isimli yazılım programlarıyla, kullanıcıların farkında bile olmadan ‘https://bylock.net’ sunucusuna yönlendirildiğini tespit etmiş. Yani, gizli olarak yerleştirilen ByLock bağlantısıyla bu uygulamaları kullanan kişilerin IP bilgileri farkında bile olmadan ‘ByLock’a giriş yapmış’ olarak kayıtlara geçtiğini ortaya çıkarmış.

Peksayar bununla da kalmamış, Play Store ile iletişime geçerek, "Mor Beyin" çatısı altında yayın yaparak ezan, müzik, oyun gibi programların altına Bylock'un gizlice yerleştirildiğine dair bir bulgu olup olmadığını sormuş.

Google yaptığı araştırmada bu soruya "Evet, böyle bir teknik kullanılmıştır" yanıtı göndermiş. Ayrıca 'Mor Beyin' rumuzunu kullanan kişiyi de bulan Peksayar, Yasin Alpen ismine dikkat çekiyor. 

Yasin Alpen 17-25 Aralık sürecinden sonra Tübitak’tan istifa ederek Almanya’ya yerleşmiş bir Fetö'cü, Alpen’in ismi FETÖ’ye yönelik ‘Telekulak’ soruşturmasında da geçiyor.

Mamafih...

Bu bilgileri, bana yazan mağdurların mesajlarıyla karşılaştırdığımda ortaya inanılmaz ilginçlikler çıkıyor.

Mesela;

Bazı kişilerin 4 saniyede 8 kez Bylock'a giriş yaptığına dair MİT tarafından hazırlanan raporlar var. Ancak ilginç olan, bu kişiler Bylock'ta hiç mesaj atmamış ve almamış çünkü toplam kullanım süreleri sıfır saniye!

Bu köşenin daimi müdavimleri, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana, Bylock yüzünden mağdur olan bir kesimin varlığına dikkat çektiğime şahitlik edecektir. 

Sadece Bylock değil...

Mesleklerinden ihraç edilen bazı kişiler hakkında, resmi kurumlar tarafından hazırlanan dosyalar var elimde. 

Dosyada aynen şöyle yazıyor:

Falanca kişinin Gülen örgütüne mensup olduğuna dair herhangi bir delil bulunamamıştır.

Sonuç: İhraç!

Bir başka örnek ise savcılık iddianamesinden...

Hem Fetö'ye mensup olduğuna dair en küçük bir delil bulunamıyor, hem de ihraç ediliyor.

Peki kim bunlar?

Mesleki kariyerimi, onurumu ve haysiyetimi ortaya koyarak söylüyorum. 

Bunlar, AK Parti'nin samimi seçmen kitlesini oluşturan dava insanları. Bunlar; Erdoğan'a, "Sen bizim kabul olmuş duamızsın. Allah bizim ömrümüzden alıp senin ömrüne katsın" diyen Tayyip sevdalıları...

Bunlar; 2013 yılından bu yana sosyal medya hesapları üzerinden Fetö'ye açıkça cephe alan, darbe gecesi tankların önüne koşan insanlar. 

Bunların içinde en sevdiklerini devlete feda edenler var. Fetö'cü damgası yediği için ölümü bekleyen ve dahi özleyenler var. 

Bir buçuk yıldır çığlık çığlığa feryat ediyorlar ama onların işitme menzilinde kimsecikler yok!

Geçtimiz ay bir teki Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sesini duyurabildi. 

Hatırlarsınız...

Tutuklu eşinin suçsuz olduğunu ispatlayabilmek için çırpınan Nazife Kayacı, Erzurum'da bir ağaca tırmanmış ve miting alanında konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sesini duyurabilmişti.

Erdoğan'ın "inceleyin" talimatından sonra Kayacı'nın eşi mağdur olduğu gerekçesiyle hapisten çıkarılmıştı. Eğer Erdoğan'a ulaşan ilk ve tek kişi olan Nazife Kayacı, eşinin masum olduğunu ispatlayabiliyorsa, içeride çok daha fazla masum ve mağdur var demektir. 

Referandumda sandığa gitmeyen yüzde 10'luk kitle o mağdurlardan oluşuyordu. Bugün, "AK Parti bizi üzdü" diyerek küskünler arasına karışanlar o mağdurlardan oluşuyor. 

Bu mağdur kesimi tespit etmek ve iadei itibar vermek adına Ohal İşlemleri Komisyonu kurulmasına ama kağnı hızında ilerleyen çalışmalar umutsuzluğu biraz daha körüklüyor.

Komisyonun elini çabuk ve ivedi hareket etmesi gerekiyor. Zira şu sıralar zaman fitnenin ve fitnecilerin işine yarıyor.
 

Bay joistik!..

16 Ekim 2017

Vize ve rest

9 Ekim 2017

Bana izin var mı?

3 Eylül 2017

Coca Cola ve hoşaf

14 Ağustos 2017

O bakan Fetöcü mü?

20 Temmuz 2017

Alın size adalet!

11 Temmuz 2017

Kısa bir mola...

3 Temmuz 2017

Neden Maltepe Cezaevi?

28 Haziran 2017

Nereden nereye...

19 Haziran 2017