24 Şubat 2018
Yusuf Kaplan
Türk gazeteci ve yazar. Yeni Şafak Gazetesi'inde köşe yazarlığı yapmaktadır.
ALINTI YAZAR

Öünceki gün çetin bir gündü: Afrin’de 11 Mehmetçiğimiz şehit oldu; 11 eve ateş düştü, yüreğimiz yangın yerine dönüştü.

Dile kolay: Bir günde 11 şehit! Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum.

HAREKÂTLAR ZORUNLU

Fırat Kalkanı Harekâtı da, Afrin Harekâtı da kaçınılmazdı; hatta FETÖ’nün devleti ele geçirme, ABD’nin açık desteğiyle 15 Temmuz işgal ve darbe girişimine kalkışma hıyanetinden ötürü geç kalmış zorunlu adımlardı.

Türkiye’nin güney sınırı ABD desteğiyle terör örgütü tarafından çepeçevre kuşatılmış, kanton şehir yönetimleri kurulmuştu!

Emperyalistler, DEAŞ’tan sonra, özellikle Türkiye’yi parçalanma tehlikesinin eşiğine sürükleyebilecek, dolayısıyla Türkiye’ye diz çöktürerek Türkiye’nin yürüyüşünü durduracak bir maşa örgüt icat etmişler, içerde de bizi yeterince zayıf düşürecek FETÖ ile Türkiye’yi çökertme kararı vermişlerdi!

İçerden tezgâhlanan oyunların ve saldırıların hepsini püskürttük Allah’a çok şükür.

Şimdi dış kuşatmanın yarılmasına yoğunlaşılabilirdik artık: Geç de olsa bu tehlikeli duruma müdahale etmek zorundaydı Türkiye!

Zira Türkiye’ye karşı hem içerden hem de dışardan yürütülen topyekûn bir kuşatma ve adı konulmamış bir savaş ilanıydı bu.

BÖLGEDEKİ HER KARIŞIKLIĞIN HEDEFİNDE TÜRKİYE VAR!

Bütün bunların öncesinde ve ötesinde zihnimize kalın harflerle kazımamız gereken yakıcı gerçek şu:

Emperyalistlerin, maşa devletler ve taşeron terör örgütleri üzerinden icat etmeye çalıştıkları mezhebî, etnik, demografik, jeo-stratejik çatışmaların hepsinin hedefinde Türkiye var.

Emperyalistler, Türkiye’nin bölgeyi yeniden toparlayacak bir atılımla geldiğini görmüşler ve çeyrek asırdır Türkiye’nin içerden ve dışardan kuşatılması, durdurulması için her tür hazırlığı yapmışlardı.

Tarih bilincimiz linç edildiği, yaşananlara bütüncül bakmamızı sağlayacak medeniyet perspektifimiz kalmadığı çin emperyalistlerin hazırlıklarını göremedik son bir kaç yıl öncesine kadar... Davos’ta bütün emperyalistlere “One Minute!” çekinceye kadar...

Biraz geç de olsa içerdeki kuşatmayı yardık, dışarıdaki kuşatmaya yoğunlaşma imkânını ancak bundan sonra yakaladık.

O yüzden Fırat Kalkanı Harekâtı da, Afrin Harekâtı da kaçınılmazdı.

Ülkede ana muhalefetin, ya bu gerçekleri görecek bir vizyonu yok ya da gerçekten ittihat terakki komitacıları gibi hareket etmeyi tercih ediyor!

Eğer ikinci seçenek doğruysa, CHP kendi ipini kendi eliyle çekiyor, demektir: Millet, böylesine gönüllü bir komitacılığın nasıl bir felâketle sonuçlanabileceğini sözümona aydınlardan daha iyi biliyor ama CHP’ye nasıl cevap vereceğini CHP hiç bilmiyor bile!

KURTLARLA DANS ETMEYE ASIL ŞİMDİ BAŞLADI TÜRKİYE...

Kurtlarla dans etmeye asıl şimdi başladı Türkiye! O yüzden herkes, bütün kesimler Türkiye’nin yanında dimdik durmalı, bu mesele, siyaset malzemesi yapılmamalı!

Afrin Harekâtı’nda dün, harekâtın başladığı zamandan bu yana 3 haftada verdiğimiz toplam (20) şehidin yarısını sadece bir günde verdik.

Suriye’de bir günde bir helikopterimiz düştü.

İran İsrail’in bir uçağını, buna mukabil İsrail de İran’ın bir İHA’sını düşürdü!

İsrail’in ve İran’ın tam Afrin’e girmek üzere olduğumuz bir zaman diliminde işin içine girmeleri, nasıl karmaşık bir durumla karşı karşıya olduğumuzu, kartların yeniden karılmaya başlandığını gösteriyor.

ABD ve Rus resmî makamlarının bu konuda yaptığı açıklamalar, bunu göstermeye yetiyor yeterince...

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert, “ABD, bugün İsrail sınırında gerginliğin artmasından dolayı derin kaygı duymaktadır ve İsrail’in egemenliğini ve kendisini koruma hakkını güçlü bir şekilde desteklemektedir” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da, “İsrail ordusunun Suriye’deki saldırılarının endişe verici olduğunu” açıkladı ve “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyulması” çağrısı yaptı.

İSRAİL, İRAN, ABD VE RUSYA, KARTLARI YENİDEN KARIYORLAR!

Karşımızdaki karmaşık manzaraya yakından bakalım:

Birincisi, ABD, açık açık Türkiye’yi tehdit ediyor...

İkincisi, Rusya, teröristlerle tuhaf görülmeler yapıyor...

Üçüncüsü, İran, her fırsatta, Türkiye’nin Afrin harekatını eleştiriyor; hatta Afrin’de kimyasal silah kullandığımız iftirasını atacak kadar ileri gidiyor...

Dördüncüsü, tam bunlar olurken, İsrail İran’ı, İran İsrail’i hedef hâline getiriyor Suriye’de. Böylelikle İsrail İran’ın, İran da İsrail’in önünü açıyor sinsi bir şekilde.

İran’ın ve İsrail’in bu şekilde denkleme dâhil edilmesi, çok tehlikeli: Türkiye’nin Suriye’de kuşatılması anlamına geliyor...

Türkiye, kurtlarla dans ederken, İran’la İsrail birbirini dansa kaldırıyor!

Türkiye’nin sabrını taşırarak hata yapmaya zorluyorlar!

Dikkatli olmamız gerekiyor! Tuzaklara karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor, her zaman söylediğim gibi.

Dikkatli olursak, ülke içinde de kenetlenmeyi başarırsak, Türkiye, oynanan oyunların hepsini bozar ve bölgede taze bir sayfa açar Allah’ın yardımıyla...

Ramazan Medeniyeti

4 Haziran 2017